SON DAKİKA

GENEL BAŞKANIMIZ FAHRETTİN YOKUŞ'TAN  MİLLİ DİRENİŞ ÇAĞRISI

     Anadolu’da konferanslarına devam eden Türk Büro-Sen Genel Başkanı Sn. Fahrettin Yokuş’un son durağı Ordu oldu. TESK Otel’de konuşan Yokuş, Türk milletine saldırma konusunda çok özgürlük olduğunu belirterek , “Artık milli direniş başlamalı, bir başkaldırı hareketi olmalı” dedi.


     Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu tarafından hazırlanan ihanet raporunu yırtan Türk Büro-Sen Genel Başkanı Sn. Fahrettin Yokuş, azınlık raporuna karşı tüm sivil toplum kuruluşlarını milli direnişe çağırdı.

     Ordu TESK Otel'de bir konferans veren Türk Büro-Sen Genel Başkanı Sn. Fahrettin Yokuş, Danışma Kurulu'nun hazırladığı azınlık raporunun hukuk dışı olduğu kadar sahte bir rapor olduğunu, aynı zamanda bir ihanet belgesi olma özelliğini taşıdığını söyledi. Bu raporun ülkenin din, dil, bayrak ve bölünmez bütünlüğüne karşı gerçekleştirilmiş bir hareket olduğunu, bu görüşü savunanların ruh hastası olarak görüldüğünü ifade eden Yokuş, son yıllarda Türk kimliği taşıyan her şeye karşı bir saldırı olduğuna dikkat çekti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı da eleştiren ve tüm sivil toplum kuruluşlarını ve hangi siyasi düşünceyi paylaşırsa paylaşsın bu rapora karşı herkesi milli direnişe çağıran Yokuş, şöyle konuştu:
"Bu mazlum millete saldırma noktasında o kadar özgürlük var ki, içeride dışarıda her gelen bize sövüyor. Biz de hep beraber susuyoruz. Eğer siz Türkiyeliyim diyen bir Başbakana sahipseniz bütün bunlar normal. Bunlar gaflet ve delalet içindeler. Türk gençliği Atatürk'ün dediği noktada artık bir şeyler yapmalı. Tabii biz de genciz, biz daha ölmedik. Ama bu rapor karşısında hangi siyasi düşünceye sahip olursa olsun tüm sivil toplum kuruluşları milli bir direnişe başlamalı. Bir başkaldırı hareketi olmalı. Bu bir isyan anlamına gelmiyor. Cumhuriyete karşı olmak anlamına gelmiyor. Ama artık bir direniş noktası bulmalıyız."

SAMSUN’DA RAPOR HERKES YIRTTI
     Öte yandan, Samsun’da bir basın toplantısı düzenleyen Yokuş, "Bu rapor 100 bin kere karşımıza çıksa yine yırtarız, yırtmaya da devam edeceğiz" dedi.


     Fahrettin Yokuş, Türkiye Kamu-Sen Samsun İl Temsilciliği'nde, İl Temsilcisi İsmet Çiftçi ve şube başkanları ile birlikte basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, Azınlık Hakları Raporu bir kez daha yırtıldı. Raporda, Anayasa'nın değiştirilmez hükümlerine, dil birliğine, milli bütünlüğe ve Türk kimliğine dil uzatıldığını belirten Fahrettin Yokuş, "Bu raporu hazırlayanlar yarın bayrağımıza, toprak bütünlüğümüze ve yüce dinimize saldırmayacaklarının garantisini kim verebilir? Kafalarını azınlıklarla bozmuş olanların Türk milletinin temel değerlerine saldırmayı alışkanlık haline getirdikleri görülmektedir. Anayasamızın temel niteliklerine yapılan saldırı karşısında Meclis Başkanı ve Başbakanın sessizliklerine bir anlam veremiyoruz. Türk milleti, sizden açık ve net bir ifadeyle bu ihanet belgesinin karşısında olduğunuzu duymak istiyor" dedi.
 

     'Sevr Sendromu' ifadesi özellikle kullanılarak bu rapordaki görüşlere karşı çıkabileceklerin baskı altına alınmaya çalışıldığına dikkat çeken Yokuş, "Bu anlayışa göre bu rapora karşı çıkan Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı ve milyonlarca vatandaşımız ruh hastası sayılmaktadır. Bize göre Azınlıklar Raporu bir ihanet belgesidir. Kamuoyuna bu belgeyi sunmak görevimizdir. Türkiye Kamu-Sen olarak 58. Hükümet zamanında oluşturulan İnsan Hakları Danışma Kurulu, Kurul Başkanı İbrahim Kaboğlu'nun keyfi uygulamalarıyla sulandırılmış ve güvenilirliğini yitirmiştir. Bu kurul lağvedilerek yeniden yapılandırılmalıdır" diye konuştu.
Konuşmasını rapordan alıntılar yaparak sürdüren Fahrettin Yokuş, "Bu ülkede kim Türkiye Cumhuriyeti kimliği almak istemiyorsa gitsin istediği ülkenin kimliğini alsın. Hatta biz Türkiye Kamu-Sen olarak onlara yardımcı da olabiliriz. Yeter ki, bu ülkeden gitsinler ve bir daha gelmesinler. Gitsinler hainler nerenin vatandaşı olacaklarsa olsunlar. Bu ihanet belgesi olan Azınlıklar Raporu'nu Türkiye Kamu-Sen'in tüm mensupları adına, bize cumhuriyeti emanet eden Atatürk'ün ve silah arkadaşları ve yüce Türk milleti adına değil bir defa 100 bin defa karşımıza çıksa yırtarız, yırtmaya da devam edeceğiz" şeklinde konuştu.


     Konuşmanın ardından Azınlıklar Raporu, Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Şube Başkanları tarafından yırtılarak yere atıldı.

22.11.2004

 

BİR VARMIŞ BİR YOKUŞ

     Genel Başkanımız Sn. Fahrettin YOKUŞ, azınlık raporunu yırtmasından hemen sonra kendini destekleyen Anadolu insanlarıyla kucaklaştı. Haberi Okumak için tıklayınız.

12.11.2004

 

BRE DENSİZLER, BRE İMANSIZLAR, SİZ KENDİNİZİ NE ZANNEDİYORSUNUZ?

     Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun hazırladığı Azınlık Raporu'na ilk tepkiyi gösteren isim olan Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri Fahrettin Yokuş, İzmir'de katıldığı bir iftar programında, raporu hazırlayanlara, "Bre densizler, bre imansızlar, bu memlekette siz kendinizi ne zannediyorsunuz, her istediğiniz yerde ihanet salyalarınızı akıtacaksınız, zehirlerinizi akıtacaksınız ama Türk milleti susacak öyle mi?" şeklinde konuştu.

     Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun hazırladığı Azınlık Raporu'na ilk tepki gösteren Türkiye Kamu Sen Genel Sekreteri Fahrettin Yokuş, İzmir'de katıldığı bir iftar programında raporu hazırlayanlara karşı sert bir dille eleştirdi.
Türkiye Kamu Sen İzmir İl Temsilciliği'nin, Çağdaş Eğitim Koleji'nde düzenlediği iftar programına katılan Türkiye Kamu Sen Genel Sekreteri Fahrettin Yokuş, burada yaptığı konuşmada Azınlık Raporu'nu kendi şahsi kararı ile değil, Türkiye Kamu Sen Yönetim Kurulu'nun kararı ile yırttığını söyledi. Yokuş, "Bu benim şahsen gerçekleştirdiğim bir hadise değildir. Bu Türkiye Kamu Sen Yönetim Kurulu'nun aldığı bir kararla ve arkamızda Türkiye Kamu Sen'in 400 bin üyesinin ruhunu ve heyecanının olduğu bir hadisedir. Onun için hepiniz, 'o paçavrayı ben yırttım' diyebilirsiniz" diye konuştu.

AZINLIKLAR NE KADAR?

     Azınlık Raporu'nun içeriğini de eleştiren Yokuş, "Neymiş, nüfus cüzdanında dini yazılan yer, milliyeti yazılan yer de neymiş? Niye Türkiye Cumhuriyeti ve Müslüman yazıyormuş? Bu ülkede bunlardan rahatsız olan kaç kişi, bu ülkede azınlık diye addettiğimiz insanların sayısı kaç, yada oranı kaç? Kaç tane azınlık mevcut bu ülkede, 'biz haklarımızı alamıyoruz, bize zülüm yapılıyor, bize işkence yapılıyor' diyen var mı Allah aşkına. 3-5 tane sapık profesör, 3-5 tane densiz siyasetçinin kullandığı argümanın dışında bir şey değil bu" dedi.

69 MİLYON PARANOYAK MI?

     Azınlık Raporu'nu hazırlayanların, raporun bir yerinde 'bunu herkesin anlamasını beklemiyoruz. Bunu anlamayanlar Sevr paranoyası içindeler' şeklinde bir ifade bulunduğunu da kaydeden Fahrettin Yokuş, "Bu nasıl bilim adamı, yani yazdığı raporu biri eleştirse, bunlar paranoyak olur. Yani şimdi bu raporu başta Cumhurbaşkanı eleştirdi, birinci paranoyak Cumhurbaşkanı mı? Haşa onların ifadesiyle, 'Genelkurmay Başkanı eleştirdi, o da paranoyak, Türkiye Kamu Sen zaten baştan paranoyak, Türk-İş eleştirdi, onlar da paranoyak. TOBB eleştirdi, onlar da paranoyak ve Türk milleti baştan aşağıya, 69 milyon bu rapora karşı, bunlar da paranoyak.' Böyle rapor olur mu?" dedi.
     Azınlık Raporu'nu hazırlayanları sert bir şekilde eleştiren Yokuş, "Bre densizler, bre imansızlar, bu memlekette siz kendinizi ne zannediyorsunuz, her istediğiniz yerde ihanet salyalarınızı akıtacaksınız, zehirlerinizi akıtacaksınız ama Türk milleti susacak öyle mi?" şeklinde konuştu.

     Konuşmasının son bölümünde bu rapora tepki göstermeyen Başbakan ile TBMM Başkanı'na değinen Yokuş, "Herkes bu rapor hakkında bir şeyler diyor ama dikkat ediyor musunuz? Bu ülkenin Başbakanı hiç ses çıkarmıyor ve bu ülkenin Meclis Başkanı o da bir şey söylemiyor. Çünkü çok önemli, Meclis'in çıkardığı her şeye saldırılıyor ama ses yok. Her şeye maydanoz olan Bülent Arınç, herkese kafa tutan Başbakan neredesin?" ifadelerini kullandı.

Azınlık Raporunu okumak için burayı tıklayınız

06.11.2004

 

YOKUŞ’A ANADOLU’DAN BÜYÜK DESTEK

     Geçtiğimiz günlerde Başbakanlıkta yapılan İnsan hakları Danışma Kurulu toplantısında Kurul Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun elinden okuduğu azınlık raporu metnini alarak yırtan Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri Fahrettin Yokuş’a Türkiye genelinden çığ gibi destek sürüyor.

 
     Ülkenin geleceğini yakından ilgilendiren bir konuda Kaboğlu’nun elinden raporu çekerek alan ve yırtarak yere atan Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri Fahrettin Yokuş’un bu hareketi Türkiye genelinden büyük destek gördü. Yokuş’a sivil toplum kuruluşlarından, siyasi partilerden ve vatandaşlardan yoğun kutlama mesajları yağıyor.


     Anadolu’nun her yerinden sivil toplum kuruluşları tarafından davet edilen Yokuş, bu kapsamda ilk ziyaret turunu Afyon’dan başlattı. Afyon’dan sonra sırasıyla İzmir, Manisa, Eskişehir, İzmit, Konya, Kayseri ve Kırıkkale illerine davet edilen Yokuş, bu illerde rapor hakkında bilgilendirmede bulunacak.

05.11.2004

 

ÇATLI İLE HİÇBİR BAĞLANTIM YOK

     Basın toplantısında İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. İsmail Kaboğlu'nun elindeki Azınlıklar Raporu'nu herkesin şaşkın bakışları arasında alarak yırtan ve yere atan Kamu-Sen Genel Sekreteri Fahrettin Yokuş, Abdullah Çatlı ile bağlantısı olduğu yönündeki iddiaları yalanladı.

     Yokuş, "Terörist diye adlandırılan rahmetli bir insanın adını kullanarak beni terörizmin parçası olarak göstermeye çalışıyorlar" dedi. Kamu-Sen Genel Sekreteri Fahrettin Yokuş, büyük tartışma doğuran Azınlıklar Raporu'nu yırtmasından sonra hakkında ortaya atılan iddialara ilişkin İHA' ya ilginç açıklamalarda bulundu. Bazı gazetelerde kendisinin Susurluk kazasının kilit ismi Abdullah Çatlı ile bağlantısı olduğu yönündeki iddiaları cevaplayan Yokuş, "Ben Abdullah Çatlı ile hiç karşılaşmadım, hiç görüşmedim, kendini hiç tanımam. Çatlı ile hiç bir organizasyonda bir arada olmadık, bunu belgeleyecek bir Allah'ın kulu yoktur" diye konuştu.

     Geçmişiyle ilgili yanlış haberlerin yazıldığını belirten yokuş, 25 yıllık devlet memurluğu döneminde uyarı yada kınama cezası dahi almadığını söyledi. 12 yıldır sendikacılık yaptığını anlatan Yokuş, Toplu Gösteri ve Yürüyüş Kanununa Muhalefet ihlali gerekçesiyle bir kaç defa ifade vermek için adliyeye gittiğini kaydetti. "Ben tabiri caizse hayatı boyunca hiç ceza almamış kafa kağıdı temiz bir insanım" diyen Yokuş, rapor yırtma olayını ve sonrasını şöyle anlattı:

     "Ben İnsan Hakları Danışma Kurulu üyesi olduğum halde toplantıya davet edilmedim. Basından öğrendim ve toplantıya gittim. Amacım Başkan Kaboğlu'nu uyarmaktı ve uyardım. Kendisine, 'Bu raporu oylarken kurallara uymadınız, oylandıktan sonra 14 yerinde değişiklik yaptınız. Bu ilim etiğine uymaz. Raporu Kurul adına açıklayamazsınız' uyarısında bulundum. Ama beni dinlemedi. Bizim irademizi kullanmaya kalktı ve bizim irademiz üzerinde değişiklik yaptı. Uyarılarımıza rağmen bunu sürdürdüğü için o raporu yırtmak bizim demokratik hakkımızdı. Toplantıya giderken uyarılarımızı dikkate almazsa raporu önünden almayı kafama koymuştum. Bu raporun içeriği, bu memleketi seven, bu memlekette huzur isteyen, kavga istemeyen herkes tarafından yırtılıp atılacak bir rapordur. Bu raporu bu haliyle kabul edersek, yeni azınlıklar çıkarırsak, tekrar Sevr'e dönersek o zaman bu ülkede huzur olmaz, çatışma olur." Azınlıklar Raporu'nu 'ihanet belgesi' olarak nitelendiren Yokuş, yaptığından pişmanlık duymadığını belirti. "Raporu yırttık ve ne kadar doğru iş yaptığımızı gördük" diyen Yokuş, çeşitli kesimlerden insanların kendisini tebrik etmek için akın akın geldiğini dile getirdi.

     Raporun, 'paçavra'dan farkı olmadığını öne süren Yokuş, "Raporu yırtıp attıktan sonra telefonlarım susmuyor, e-mailler, fakslar geliyor. İnsanlar akın akın gelip tebrik ediyor. 'Allah senden razı olsun' diyorlar. Hatta bir TKP'li yani Türkiye Komünist Partisi üyesi bir vatandaşımız telefon açıp beni tebrik etti. Bu paçavrayı yırtmamız kamu vicdanı ve Türk insanının yüreğinde olumlu mesaj oluşturdu" şeklinde konuştu. Yokuş, TBMM Başkanı Bülent Arınç ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı da rapora tepki göstermeye çağırdı. ANKARA (İHA)

04.11.2004

 

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL SEKRETERİ FAHRETTİN YOKUŞ’UN BAŞBAKANLIK AZINLIK RAPORU’NA İLİŞKİN YAPMIŞ OLDUĞU BASIN AÇIKLAMASIDIR 

       Değerli Basın Mensupları;

Devletin Ülkesi ve Milleti ile bölünmez bütünlüğünden asla taviz vermeyen bir sendikacılık anlayışını kendisine ilke edinen Türkiye Kamu-Sen, kuruluşundan bugüne kadar bu ilkesinden hiç ödün vermemiş, Ülkenin geleceğini tehdit eden her  ihanetin karşısında olmuştur ve bundan sonra da olmaya devam edecektir.  

         Kamuoyunda büyük tartışmalara neden olan Azınlık Hakları Raporu’yla ilgili olarak Türkiye Kamu-Sen’in ortaya koymuş olduğu tepki; Milletimizin milli bütünlüğüne karşı oynanan bir oyunun bozulmasıdır. Bu tepki sadece Türkiye Kamu-Sen’in tepkisi değil, bütün Türk Milletinin tepkisidir.

Söz konusu rapor, TESEV’in ısmarlaması ile Sayın Prof. Dr. Baskın Oran tarafından kitap haline getirilmiş, geçtiğimiz yıllarda yayınlanmıştır.

Bu rapor, Sayın KABOĞLU ve Sayın ORAN’ın ortak ürünüdür. Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu’nda bu rapor, üzerinde hiçbir ciddi çalışma yapılmadan emri vaki ile (kurul üyesi Abdullah Buksur’un itirazlarına rağmen) üst kurula getirilmiştir. İnsan hakları Danışma Kurulu yönetmeliğinin 6. maddesi toplantıların üye tam sayısının bir fazlası ile yani salt çoğunluk ile yapılacağını ifade etmektedir. Raporun oylandığı 1 Ekim 2004 günü öğleden sonraki oturumunda 33 kişi ile oylama yapılmıştır. Bilindiği gibi İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun 78 üyesi bulunmaktadır. Burada aranması gereken salt çoğunluk 40 kişidir. Bu bir skandaldır. Kurul üyelerine saygısızlıktır. Bu oylama esnasında rapor, toplantıya katılan üyelerin talebine rağmen metin olarak dağıtılmamıştır. Gerekçe ise Başbakanlık Tasarruf Genelgesi gösterilmiştir.

Yönetmeliğe aykırı olarak Danışma Kurulu’ndan oylatılan rapor üzerinde Sayın KABOĞLU ve Sayın ORAN’ın değişiklikler yaptıklarını defalarca kamuoyuna anlatmaları, Başbakanlık danışma kurulu üyelerine saygısızlıktır. Siz hangi hakla İnsan Hakları Danışma Kurulu üyelerinin iradesini kullanarak hukuk dışı oylama yaptığınız sahte raporu birde değiştirebiliyorsunuz? Siz ikinizde  üniversitelerimizde ilim adamısınız. İlim adamı etiğine yaptığınız eylem uyuyor mu? Siz bu hakkı kimden alıyorsunuz?

Değerli Basın mensupları;

Yukarıda ifade ettiğimiz gerekçeler ile İnsan Hakları Danışma Kurulu  adına raporun açıklanacağını basından öğrenerek basın toplantısı yapılan salona gittim. Basın toplantısı başlamadan İnsan Hakları Danışma  Kurulu Başkanı Sayın Prof. Dr. İbrahim KABOĞLU’na bu raporu “İnsan Hakları Danışma Kurulu adına açıklayamazsınız. Çünkü oylaması doğru yapılmayan, üzerinde  keyfi değişiklikler yapılan bir raporun bizi bağlamayacağını” ifade ettim. Benim gibi üç Danışma Kurulu üyesi de benzer ifadelerle itiraz ettiler.  Ancak Sayın KABOĞLU bizim sözlerimizi hiç dikkate almadan açıklama yapmaya başladı. Bunun üzerine de bizim adımıza böyle bir raporun açıklanmasını doğru bulmadığımız için raporu yırtarak, yırtma gerekçemizi de orada açıkladık.

         Raporda Anayasamızın değiştirilemez hükümlerine, dil birliğimize,milli  bütünlüğümüze  ve Türk  kimliğimize  saldırılar söz konusudur.  

Bu raporu hazırlayanların yarın  bayrağımıza , toprak bütünlüğümüze ve yüce dinimize saldırmayacaklarının  garantisini kim verebilir? Kafalarını azınlıklarla bozmuş olanların Türk milletinin temel  değerlerine saldırmayı alışkanlık haline getirdikleri görülmektedir.

Anayasamız  Türk  milletinin  teminatı  altındadır. Türk  Milleti  adına  yetki  TBMM’dedir. Anayasamızın temel niteliklerine yapılan saldırı karşısında Sayın Meclis Başkanının ve Sayın Başbakanın sessizliklerine bir anlam veremiyoruz. Türk Milleti sizden açık ve net ifadelerle bu ihanet belgesinin karşısında olduğunuzu duymak istiyor. Sessizliğiniz bu raporu tasdiklediğiniz anlamına mı geliyor? 

          Diğer yandan raporda “Sevr Sendromu” ifadesi özellikle kullanılarak bu  rapordaki görüşlere karşı çıkabilecekler, bu cümle ile baskı altına alınmak  istenmektedir. Hiçbir ilim adamı etiğine yakışmayan karşı çıkanlara  tahammülü olmayan, kendisi gibi düşünmeyenleri akıl hastası olarak ifade eden bu  anlayışı reddediyoruz.

 Bu anlayışa göre bu rapora karşı çıkan Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Genelkurmay Başkanı, ve milyonlarca vatandaşımız paronayak (ruh hastası) sayılmaktadır.

       Değerli Basın Mensupları;

Bize göre Azınlıklar Raporu, bir ihanet belgesidir. Kamuoyuna bu belgeyi sunmak  görevimizdir. Türkiye Kamu - Sen  olarak  58. Hükümet  zamanında oluşturulan  ve Kurul Başkanı  Sayın İbrahim KABOĞLU’nun keyfi uygulamalarıyla sulandırılan bu kurul,  güvenirliliğini yitirmiştir. Bu kurul lağvedilerek yeniden  yapılandırılmalıdır.

İnsan Hakları Danışma Kurulu Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu Raporunda şu ifadeler yer alıyor:

1. 1923 yılında imzalanan Lozan’da “etnik, dilsel ve dinsel azınlıkları” kabul etmemiş olmamız hatadır. Ülkemizde yalnızca gayrimüslim azınlık yoktur. Bu nedenle Lozan’da Türk tarafı hata yapmıştır. Azınlıklar konusu Türkiye’yi boşu boşuna meşgul etmekte ve sıkıntıya  sokmaktadır. Yakında Türkiye azınlıklar konusunu zaten AB zoruyla kabul edecektir. Eğer bu yapılmazsa Türkiye’deki azınlıklar Uluslar arası koruma kapsamına  girecek ve tüm T.C. yurttaşları adına,            Uluslar arası örgütlere Türkiye’ye müdahale hakkı doğacaktır. 

2. Hiç kimseyi zorunlu T.C. yurttaşı yapamayız.

3. Anayasa’mızın değiştirilemeyeceği hüküm altına alınan 3. maddesinde; Türkiye devleti, Ülkesi ve Milletiyle bölünmez bir bütündür. “Dili Türkçe’dir.” ibaresi yanlıştır. Devletin dili olmaz. Devlet bölünmeyebilir ancak Milletin bölünmez bütünlüğü kavramı doğru değildir. Bu tanım Milleti oluşturan alt kimliklerin inkarı anlamına  gelmektedir.

4. “Milli güvenlik”, azınlıklara tanınan hakların sınırlandırılması için bir gerekçe olamaz. Azınlık Vakıflarının mülk edinmesinin önünün açılması gerekir. Bugüne kadar bu konuda birçok hata yapılmıştır.

5. Aslında Türkler de ülke içinde etnik bir guruptur.

6. 1990’ların başında Türkiye bir “Sevr Sendromu”na girmiştir.

7. Ülkenin bölünme tehlikesinin bugün de ileri sürülmesi rahatsız edici  paranoyak bir ruh hastalığıdır.

8. Doğu Karadeniz’de Pontus Devleti’nin kurulacağından, dönmelerin Türkiye’yi idare edeceğinden, Fener Patrikhanesi’nin İstanbul’da bir tür Vatikan devleti kuracağından bahsetmek bu ruh hastalığının belirtileridir. Nasıl ki Kemalist reformlara irticacı tepkiler gelmişse; bu gün yapılmak istenen reformlara da “Sevr Paranoyası”nın beslediği zihniyet şiddetle direnmektedir.

Ancak artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Yargıtay’ın üzerinde bir mahkemedir. Bu nedenle, tüm davalar bu mahkemede tekrar görüşülecek ve karara bağlanacaktır. Bu noktadan geriye dönüş zordur. Bu haklar, AB uyum yasalarıyla parça parça verilmektedir.

9. T.C. Anayasası ve ilgili yasalar yeni baştan yazılmalıdır.

10. Merkezi yönetim ve yerel yönetimler şeffaflaştırılmalı ve  demokratikleştirilmelidir.

11. Artık insan hakları ve özgürlüklerine yönelik tüm belge ve sözleşmeler çekincesiz olarak imzalanmalı ve onaylanmalıdır.

12. Ulus - devlet modeli ve anlayışı değiştirilmelidir.  Yeni toplum yalnızca gönüllü vatandaşlardan oluşmalıdır.

13. Ülkenin bu günkü kötü durumun tek sebebi, 1920 ve 30’ların Kemalist devlet modelinde ısrar edilmesidir. Bu ısrardan, vazgeçilmelidir.  

Yukarıda 13 madde ile özetlediğimiz bu ihanet belgesi azınlık raporunu, Türkiye Kamu-Sen’in tüm mensupları adına, bize Cumhuriyeti emanet eden büyük Atatürk ve silah arkadaşları adına ve de yüce Türk Milleti adına, değil bir defa, yüz bin defa karşımıza çıksa yine yırtar atarız.

Hepinize saygılar sunuyorum.

 Raporun Tamamını okumak için Tıklayınız

02.11.2004

 

BAŞBAKANLIK MAKAMINA

Ankara

 

         Başbakanlık nezdinde bulunan, İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun 1.10.2004 günü yapılan Genel Kurul Toplantısı usule ve yasaya uygun olarak yapılmamıştır, alınan kararlar geçersizdir. Bu toplantıda kabul edildiği iddia edilen "Rapor" ların incelenmeksizin Danışma Kurulu'na iade edilmesi gerekir. Şöyle ki:

1.- İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun 1.10.2004 günlü toplantı Genel Kurul Tutanağın'da görüldüğü üzere, toplantı nisabının sağlandığı yolunda hiçbir kayıt yoktur. Toplantı Tutanağı dışında bir başka belgenin sunulması halinde geçersiz olacağı açıktır.

2.- Genel Kurul kapandıktan sonra, öğleden sonra yeniden açıldığında, toplantı nisabının sağlanıp sağlanmadığı gene araştırılmamış ve bu husus Toplantı Tutanağı'nda yer almamıştır. Genel Kurul Toplantısı usul ve yasaya aykırıdır.

3.- Genel Kurul Tutanağında, toplantıda konuşan kişilerin isimleri ve görüşleri yer almaktadır. Bu isimlere baktığımız zaman, İnsan Hakları Danışma Kurulu Üyesi olmayan, hiçbir temsil yetkisi bulunmayan kişilerin toplantıya katıldığı, konuştuğu ve oy kullandığı görülmektedir. Bu husus Genel Kurul Toplantı Tutanağı ile sabittir.

4.- Rapor ve kararların oylaması da bu suretle yapılmış; üye olmayan, yetkisi olmayan kişiler oylamaya katılmıştır. Bazı Dernek ve Kuruluşların getirdiği başka kişiler de oy kullanmış, bir kuruluş adına birden fazla oy kullanılmıştır. Kararların oylaması da usule ve yasaya uygun değildir.

5.- Raporları hazırlayan; İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı ile Azınlık ve Kültürel Haklar Komisyonu Başkanı, yaptıkları açıklamalarda, Genel Kurul'da konuşulan rapor metinlerini daha sonraki tarihlerde ve çeşitli kereler değiştirdiklerini, ekleme ve çıkarmalar yaptıklarını, hatta Rapor'u Başbakanlığa verdikleri gün olan 22.10.2004 günü daksille silerek ek ve ilaveler yaptıklarını kabul ve ikrar etmişlerdir. Bu suretle evrakta tahrifat yapılmış ve görev suistimal edilmiş olduğu gibi, adı geçen kişilerin, kişisel görüşlerini yansıtan raporun, İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun Raporu olmadığı ve Kurul'u bağlamadığı da açığa çıkmış olmaktadır.

Bu durumda ; İnsan Hakları Danışma Kurulu Raporları olarak Başbakanlıkla sunulan belge ve raporların hazırlanış ve kabul ediliş biçimlerinin yasaya ve usule aykırı olduğu, geçersiz olduğu sabit olmaktadır. Kişisel görüşlerini, İnsan Hakları Kurulu Raporu adı altında Başbakanlığa verenler görevlerini suistimal etmiş ve yetkilerini aşmışlardır. Raporda imzası bulunan iki kişiden başka hiç kimsenin görüşünü yansıtmayan ve İnsan Hakları Kurulu'nun eseri olmayan bu yazılı evrakların, Kurul Raporu olarak kabul edilmemesi, nazara alınmaksızın iade edilmesi gerekmektedir.

     Saygılarımızla.

26.10.2004 İNSAN HAKLARI

 

 

     DANIŞMA KURULU ÜYELERİ
 
     -Hukukun Egemenliği Derneği Genel Başkanı Av.A.Erdem AKYÜZ
 

    -Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (TÜRKİYE KAMU-SEN) Fahrettin YOKUŞ

 
     -Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği Başkanı ve İnsan Hakları Danışma Kurulu, Azınlık ve Kültürel Hakları Komisyonu Üyesi Abdullah BUKSUR

 

 

 

26.10.2004

 

» Türkiye Kamu-Sen, Azınlık raporunu hazırlayanlara sert tepki gösterdi

RAPOR ÜLKE TEMELİNE DİNAMİT KOYMAKTIR

      Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve İnsan Hakları Danışma Kurulu Üyesi Fahrettin YOKUŞ, Azınlık Raporunun aceleye getirilerek birkaç kişi tarafından hazırlandığını ve Cumhuriyetin temel niteliklerine saldırı amacını taşıdığını belirterek bu rapora karşı red oyu kullanacaklarını söyledi.

      Konu ile ilgili olarak bir açıklama yapan YOKUŞ, Anayasanın temel niteliklerine ve ülkemizin temel nitelikleri ile milli birliğine saldırılar içeren raporu hazırlayanlar ve kurul başkanı hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını kaydetti.

       YOKUŞ’un açıklaması şöyle:
      Türkiye Kamu-Sen’in de üyesi bulunduğu Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun 01.10.2004 tarihinde yaptığı toplantıda görüşerek oyladığı “Azınlık Raporu” ile ilgili düşüncelerimiz şunlardır:
 

      Başta kamu kuruluşlarından olmak üzere sivil toplum örgütlerinden toplam 78 üyenin bulunduğu Danışma Kurulu’nun 1 Ekim tarihli toplantısında katılımın oldukça düşük olduğu. gözlenmiştir.Azınlık raporu ile ilgili oylamanın yapılacağı öğleden sonra oturumunda toplam 33 kişinin toplantı salonunda bulunduğu bilinmektedir. Nitekim oylama 24 kabul 7 red 2 çekimser oy ile tamamlanmış ve rapor kabul edilmiştir. Kurul toplantısına olan düşük katılımın en üzücü tezahürü kamu kurum ve kuruluşlarının 19 temsilcisinin sadece 5-6 arasında kişi ile katılım sağlamalarıdır. Toplantı tarihinden önce ve toplantı sırasında kurul üyelerine ilgili rapor örneği gönderilmemiş ve dağıtılmamıştır. Toplantı günü Türkiye İnsan Hakları 2004 Raporu’nun fotokopi çekmek sureti ile dağıtımının yapılmasına rağmen tartışma konusu rapor kamuda tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek üyelerin çoğunluğuna dağıtılmamıştır ve okuyup inceleme fırsatı bulamadıkları bir rapor hakkında oy kullanmaları üyelerden istenmiştir.Raporu hazırlayan komisyon üyelerinin elinde bulunan rapor diğer üyelere dağıtılmamıştır.
 

      Rapor maalesef toplantıdan 2 hafta sonra (15 Ekim 2004) e-posta aracılığı ile üyelere ulaşmıştır..) Başta Prof. Dr. İbrahim KABOĞLU olmak üzere kurulda görev alanlar ve raporu hazırlayanlar rapora karşı itirazlarını ve milli hassasiyetlerini sunan kişilere karşı olumsuz bir tavır sergilemişler ve onları susturma girişiminde bulunmuşlardır. Bir çok sivil toplum örgütü temsilcisinin “bu raporu olumlu veya olumsuz oylamamız için kurumalarımıza örgütlerimize danışmamız, onların görüşlerini almamız gerekmektedir. Raporun bu şekilde aceleye getirilmesini içimize sindirememekteyiz” beyanlarına rağmen sadece birkaç kişinin hazırladığı rapor, topluluğun birçok üyesinin görüşü alınmaksızın kurulun görüşlerini temsil ediyormuş gibi oylamaya sunulmuştur. Bizler de Türkiye Kamu-Sen camiası adına diğer 6 üye ile birlikte ülkemizin milli hassasiyetleri ve devletimizin üniter yapısı ile Cumhuriyetimizin temel niteliklerine saldırı amacı taşıyan bu rapora karşı red oyunu kullanmış bulunmaktayız.
 

     Demokrasi ve insan haklarını temsil ettiğini öne süren ve Başbakanlık kurumunun adını ve imkanlarını kullanan bu kurulun hazırladığı raporun ülkemizin temeline dinamit döşeme gayesini gütmesi bir yana, katılımcılık, çoğulculuk gibi demokrasinin temel ilkelerini ihlal etmesi de endişe vericidir.

Aydınlatılması Gereken Konular:

1) Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulunu oluşturan 19 kamu kurum ve kuruluşu 53 sivil toplum örgütü ve 6 öğretim üyesi hangi kriterlere göre belirlenmiştir?Daha sonra kurula ilave edilen 7 sivil toplum örgütü hükümet tarafından çağrılmıştır.100 üyesi dahi bulunmayan bir kısım sivil toplum örgütleri bu kurulda ne maksatla görevlendirilmiştir?
2) Başbakanlığa bağlı olan bu kurul Başbakan Yardımcısı Sn. Abdullah Gül’ün sorumluluğundadır. Azınlık Raporu oylanırken 19 kamu kurum ve kuruluşunda görevlendirilen yetkili kurul üyelerinin büyük bölümünün toplantıda olmayışının gerekçesi mutlaka açıklanmalıdır.
3) Oylamaya katılan kamu kurum temsilcileri ile sivil toplum örgütleri ne yönde oy kullandıklarını açıklamalıdırlar.
4) Toplantı ve Karar yeter sayısına bakılmadan 78 kişiden oluşan kurulun 24 kişisinin oylarıyla rapor kamuoyuna tüm kurulun raporu gibi yansıtılmıştır.Kamu kurumlarını ve sivil toplum örgütlerini töhmet altında bırakan ve bir oldu bitti ile raporu kuruldan yeter sayı olmadan oylatan Sn. Prof. Dr. İbrahim KABOĞLU hakkında bir işlem yapılıp yapılmayacağı hükümet tarafından açıklanmalıdır.

      Türkiye Kamu-Sen olarak meselenin takipçisi olacağımızı Anayasamızın temel niteliklerine ve ülkemizin milli birliğine saldırılar içeren bu raporu hazırlayanlar ile Kurul Başkanı Prof. Dr. İbrahim KABOĞLU hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı kamuoyuna saygı ile duyururuz.

21.10.2004

 

» Toplu Görüşmeler Resmen Sona Erdi.

KAMU ÇALIŞANI TUTANAĞI ŞERHLİ İMZALADI

     Hükümetle kamu çalışanları arasında süren toplu görüşmeler resmen sona erdi. Memurların özlük haklarının sağlanması için iki ayrı komisyon kuruldu. Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, “Hükümetin samimiyetine güvenmiyoruz” dedi.

     Hükümet ve yetkili memur sendikaları arasındaki 2005 yılı toplu görüşmelerin son toplantısı bugün sona erdi. Başbakanlık Merkez Bina'da saat 10.00'da Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin başkanlığında yapılan görüşmeler yaklaşık 4 saat sürdü. Görüşmelerde, hükümet ve sendikaların daha önce mutabakata vardığı 50 maddelik özlük haklarının iyileştirilmesi konularında iki ayrı komisyonun oluşturulmasına ve bu komisyonların 15 günde bir çalışma toplantısı yapmasına karar verildi. Mutabakatsızlık metni hükümet adına Bakan Şahin tarafından imzalanırken, Türkiye Kamu-Sen tutanağı 'şerhli' imzaladı. Görüşme sonunda Türkiye Kamu-Sen Başkanı Bircan Akyıldız, hükümetin toplu görüşmeler sürecinde usul yanlışlığı yaptığını belirterek, "Siyasi iradenin özellikle özlük ve demokratik haklar ile çalışma şartları konularında hukuki düzenleme yapmasını bekliyoruz" dedi. Akyıldız, yaklaşık bir aydır kamu çalışanlarının haklarını korumak için büyük bir samimiyetle görev yaptıklarını vurgulayarak, "Kamu çalışanlarının herhangi bir hakkının kaybolacağı bir çalışmayı kabul etmeyeceğiz. Biz iyi niyet ve samimiyetimizi gösterdik, bunu sürdüreceğiz. Ama hükümetin samimiyetine güvenemiyoruz. Bu güvensizliği ortadan kaldırmak siyasi iradenin görevidir" diye konuştu.

19.10.2004

 

» Hükümetin ortalama yüzde 10.7'lik artışına Türkiye Kamu-Sen tepki gösterdi

HUKUK MÜCADELESİ BAŞLIYOR

     Hükümetin kamu çalışanlarına 2005 yılı için ortalama yüzde 10.7’lik açıklamasının ardından bir basın toplantısı düzenleyen Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, “Biz memur maaşlarında 180 milyon iyileştirme yapıldıktan sonra yüzde 12’lik zamma evet dedik. Ancak hükümet bu öneriyi dikkate almadığı gibi Uzlaştırma Kurulu kararlarını da hiçe saymıştır. Hukuk mücadelesini başlatıyoruz” dedi.

SİYASİ OTORİTE HUKUK TANIMIYOR
     4688 Sayılı Kanunun 35. maddesinin açık olduğunu ifade eden Akyıldız, “ Kanunun 35. maddesi son derece açık. Ancak siyasi otorite bunu hala kabullenmek istemiyor. Biz kamu çalışanlarına önerilen zammı siyasi otorite ile görüşmedik. Bir görüşme yapmadan siyasi otorite zam oranlarını açıkladı. Bakan bu konuda biz toplantıya bile davet etmedi. Açıklanan bu kararla siyasi otorite hukuk tanımazlığını bir kez daha ortaya koydu” diye konuştu.

AB GÖRÜNTÜSÜ ALTINDA TAVİZ
     “Siyaset ben güçlüyüm gücümü kullanıp istediğimi yaparak yapılmaz” diyen Bircan Akyıldız şunları söyledi: “Bu tür söylemler politikaları gerginlik yaratır. Hiçbir siyasi otorite hukuktan kaçamaz. Bu yapılan hukuk ayıbıdır. Siyasi otorite önümüzdeki hafta bizi toplantıya çağırıyor. Bu toplantıya sadece prosedürü tamamlamak için gideceğiz. Bundan sonra hukuk mücadelesi başlatıyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne müracaat edeceğiz. Biz bunu yapmadan önce çok düşündük, ancak siyasi otorite bize başka bir yol bırakmadı. Hükümetin bu yaptığı AB görüntüsü altında sosyal kesimlerden taviz istemektedir. Ancak biz asla taviz vermeyeceğiz”

15.10.2004

 

» Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan AKYILDIZ, Uzlaştırma Kurulu Kararlarını Değerlendirdi.

EN DÜŞÜK MEMUR MAAŞI 710 MİLYON LİRA OLMALI

     Düzenlediği bir basın toplantısı ile Uzlaştırma Kurulu Kararlarını değerlendiren Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, yaptıkları hesaplamalara göre, en düşük kamu işçisinin 670 milyon lira maaş aldığını, sosyal yardımlarla birlikte 2005 Ocak ayında memur maaşlarının en az 710 milyon TL. olması gerektiğini açıkladı. Hükümetin Uzlaştırma Kurulu kararlarını uygulamaması durumunda kamu çalışanlarının haklarını korumak için her türlü girişimi yapacaklarını bildiren Akyıldız, “Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile ILO’ya da gideriz” dedi.
Akyıldız’ın açıklaması şöyle:
     Uzlaştırma Kurulu, öncelikle en düşük memur maaşının kamuda çalışan en düşük işçinin maaşına çıkarılmasını daha sonra da bu ücretlerin üstüne 2005 yılının ilk ve ikinci altı ayları için düşük ücretli memurlarda yüzde 6 + 6, yüksek ücretli memurlarda yüzde 5+5 zam yapılmasını öngörmektedir. Kamuda çalışan en düşük sözleşmeli işçi ücreti ikramiye dahil 670 milyon TL’dir. (Yevmiye 20 milyon TLx30 gün, yılda dört ikramiyenin aylık yansıması 165 milyon TL, gayri müsait şartlardan dolayı 62 milyon, toplam sosyal yardımlardan herkese ödenen 50 milyon TL. Toplam olarak net 670 milyon TL)Uzlaştırma Kurulu Kararına göre önce bu seviyeye getirilecek olan en düşük memur maaşı 2005 yılının Ocak ayında yapılacak artışla birlikte 710 milyon TL’ye, Temmuz 2005’te de 753 milyon TL’ye ulaşması gerekmektedir.
Görüleceği üzere Uzlaştırma Kurulu hükümetin memurlara vermeyi düşündüğü zammı, en düşük ücretlere yüzde 39.3 oranında artırmıştır.

     Bunun yanında Uzlaştırma Kurulu, 2002 ve 2003 yıllarında almış olduğu kararlarda ulaşım, kira, gıda ve giyim yardımlarının bu yıl imkanlar ölçüsünde artırılarak uygulanmasını talep etmektedir. Bu yardımların ortalama ücretlere yansıması aylık yaklaşık 85 milyon TL dolayındadır. Ulaşım yardımı aylık 30 milyon TL, gıda yardımı aylık 20 milyon TL ve kira yardımı da aylık 35 milyon TL. Bunlara ayrıca 2005 yılı için imkanlar ölçüsünde yeni artışların da eklenmesi önerilmektedir.

     Ücretlere doğrudan yansıyacak olan bu yardımlar dışında kurul kararları gereği daha önce 631 sayılı KHK kararname ile yanlızca belli kademelerdeki memurlara getirilen görev aylığının kapsamının genişletilerek, tüm memurlara uygulanması talebi bizler için son derece memnun edici bir karardır.

     Yukarıda saydığımız ve uzlaştırma kurulunca da teyid edilen kararlar Türkiye Kamu-Sen’in toplu sözleşme masasına getirdiği haklı talepleridir. Uzlaştırma kurulunun da bu talepleri dikkate alarak verdiği kararlar taleplerimizin ne derece yerinde olduğunu bir kez daha göstermiştir. Uzlaştırma Kurulunun vermiş olduğu mali kararlarla birlikte, toplu sözleşme sürecinde hükümetle mutabakata vardığımız sosyal güvenlik, hukuk, çalışma şartları, demokratik haklar ve özlük hakları ile ilgili konuları da birleştirdiğimizde memurlarımızın kazanımlarının ne denli önemli kazanımlar olduğu görülecektir. Ancak belli bir kısım çevreler uzlaştırma kurulunun kararlarını farklı yönlere çekerek kamuoyunu yanlış bilgilendirerek kafaları karıştırmaya çalışmaktadır. Bazı gazetelerde memurların yüzde 17 zam talebinden vazgeçerek Uzlaştırma Kurulu’nun verdiği kararların memurların haklarını geriletmesine rağmen, sendikaların bunu kabul ettiği yönünde asılsız haberler çıkmaktadır. Bu tür haberler kamu çalışanlarının kafasını karıştırmaktadır.
Bizler Türkiye Kamu-Sen olarak yukarıda saydığımız kurul kararlarını, yani en düşük memur maaşının, 31.12.2004 tarihi itibarı ile en düşük kamu işçisinin ikramiye dahil maaşına yükseltildikten sonra 2005 yılı için düşük ücretlilere yüzde 6 + 6, yüksek ücretlilere yüzde 5+5 zam verilmesini, ulaşım, gıda, giyim ve kira yardımları ve 631 sayılı KHK’nin kapsamının genişletilerek tüm memurlara uygulanmasını bir bütün olarak ele aldığımızda kararları memnun edici bulduğumuzu ve kabul etmeye hazır olduğumuzu bir kez daha bildiriyoruz. Hükümetin iyi niyetini ortaya koymasıyla birlikte, toplu görüşmeler sonunda karşılanmayan diğer mali haklarımızın bir sürece yayılarak ileriki yıllarda uygulamaya konulmasının da takipçisi olacağımızı belirtiyoruz.

     Ancak bu denli uzlaşmacı tavrımıza rağmen siyasi iradenin uzlaşmaz tavrını sürdürmesi ve uzlaştırma kurulunun 2005 yılı için verdiği kararları da kabul etmemesi halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve ILO da dahil olmak üzere tüm uluslar arası girişimleri başlatmak üzere, durumu bir kere daha değerlendireceğimizi hatırlatmak istiyoruz.

12.10.2004

 

» Akyıldız: Haklılığımız Bir Kez Daha Teyit Edildi

UZLAŞTIRMA KURULU KARARLARI AÇIKLANDI

     Uzlaştırma Kurulu, 31 Aralık 2004 tarihindeki en düşük net memur maaşının, aynı tarihteki en düşük aylık ücretli kamu işçisinin ikramiye de dahil aylık ücretine ve yetkililerce objektif kriterlere göre belirlenecek alt derecedeki memur maaşlarına ilk 6 ay için yüzde 6, ikinci 6 ay için ise yüzde 6, diğer memur maaşlarına ise ilk 6 ay için yüzde 5, ikinci 6 ay için de yüzde 5 oranında zam yapılmasını önerdi.


     Konu ile ilgili olarak bir açıklama yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, kararı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, Türkiye Kamu-Sen'in taleplerinin bir anlamda Uzlaştırma Kurulu tarafından teyit edildiğini kaydetti. Siyasi iradenin bu aşamadan sonra ücret dağılımını taban aylığı seyyanen yansıtacak şekilde bir yol izlemesi gerektiğinin altını çizen Akyıldız, kararların uygulanamayacak kararlar olmadığını söyledi.


     Hükümet ile memur sendikaları arasında yürütülen toplu görüşmelerde anlaşma sağlanamaması üzerine Yüksek Hakem Kurulu Başkanı ve 4 üniversite öğretim üyesinden oluşan Uzlaştırma Kurulu, çarşamba günü başlattığı çalışmalarını tamamladı. Kurul, oy birliğiyle aldığı kararlara göre, 31 Aralık 2004 tarihindeki en düşük net memur maaşının, aynı tarihteki en düşük aylık ücretli kamu işçisinin ikramiye de dahil aylık ücretine yükseltilmesini ve yetkililerce objektif kriterlere göre belirlenecek alt derecedeki memur maaşlarına ilk 6 ay için yüzde 6, ikinci 6 için yüzde 6, diğer memur maaşlarına ise ilk 6 ay için yüzde 5, ikinci 6 ay için yüzde 5 oranında zam yapılmasını önerdi. Enflasyonun her 6 ay sonunda hedeflenenin üzerine çıkması halinde bu miktarın, o 6 aylık dönem sonunda artış olarak ücretlere eklenmesini benimseyen Kurul, geçmiş yıllarda Uzlaştırma Kurulu raporlarında yer aldığı halde uygulanmayan kira yardımı, gıda yardımı ve büyük şehir belediye hudutları dahilinde görevli memurlardan servis araçlarından yararlanmayanlara ulaşım yardımının zaman içinde ve imkanlar ölçüsünde artırılacak şekilde yapılmasını tavsiye etti.
 

KURULUN ÖNERİLERİ ŞÖYLE:
1- 31Aralık 2004 tarihindeki en düşük net memur maaşının, aynı tarihteki en düşük aylık ücretli kamu işçisinin ikramiye de dahil aylık ücretine yükseltilmesi,
2- Yetkililerce objektif kriterlere göre belirlenecek alt derecedeki memur maaşlarına ilk altı ay için yüzde 6, ikinci altı ay için yüzde 6, diğer memur maaşlarına ise ilk altı ay için yüzde 5, ikinci altı ay için yüzde 5 oranında zam yapılması,
3-Enflasyonun her altı ay sonunda, hedeflenenin üzerine çıkması halinde bu miktarın, o altı aylık dönem sonunda artış olarak aylıklara eklenmesi,
4-2002 ve 2003 yıllarında Uzlaştırma Kurulu Kararlarında yer alıp da uygulanmayan;
    a) Kira yardımı,
    b) Gıda yardımı,
   c) Büyükşehir Belediye hudutları dahilinde görevli memurlardan servis araçlarından yararlanamayanlara ulaşım yardımının, zaman içinde ve imkanlar ölçüsünde artırılacak şekilde yapılması,

   d) Daha önce belli derecelerdeki memurlara uygulanan görev tazminatının kademeli de olsa tüm memurlara yaygınlaştırılmasının sağlanması,
5-Kurumlar arasında farklılık arz ettiği ifade edilen giyecek yardımının bir standarda kavuşturulması ve amacına uygun olarak yapılması kurul tarafından oy birliği ile kararlaştırılmıştır.

09.10.2004

 

ÖZEL HABER

    Toplu Sözleşme sürecinde Genel Mali Sekreterimiz Sn. A. Memduh ÖZER, Ankara 2 No.lu Şube Başkanımız Sn. Metin DURAK, Anayasa Mahkemesi çalışanlarına Toplu Sözleşme masasında alınan, haklarla ilgili gelişmeleri iletmişlerdir. Yapılan Toplantıda Anayasa Mahkemesi Temsilcimiz Sn. Aydın YILMAZ anlattığı bir hikaye ile sendikal mücadelenin geleceğine ışık tuttu. Hikayeyi Okumak için Tıklayınız.

09.10.2004

 

» Akyıldız: Fatura Her Seferinde Dar Gelirliye Kesiliyor

 TÜRKİYE KAMU-SEN UZLAŞTIRMA KURULU'NA BAŞVURDU

    Türkiye Kamu-Sen hükümetle tamamlanan toplu görüşmelerde anlaşmaya varamadıkları ücret zamları konusunda Uzlaştırma Kurulu’na başvurdu. Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, hükümeti Uzlaştırma Kurulu kararlarına uymaya davet etti.

    15-30 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen toplu görüşmelerden sonra Uzlaştırma Kurulu’na giden Türkiye Kamu-Sen, mali konularda itirazını yaptı. Çalışma Bakanlığı’ndaki Uzlaştırma Kurulu’ndan çıkışta açıklama yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, siyasi iradenin iki yıldır Uzlaştırma Kurulu kararlarını uygulamadığına işaret ederek, bu kararlara uymaya davet etti.

MEMURA ARTI 1 DERECE
    Özellikle kamu çalışanlarına 1978 yılında uygulanan bir derece uygulamasının tekrar uygulanması konusunda taleplerinin hükümet tarafından olumlu karşılandığını ifade eden Akyıldız, “Hükümetle 1991 yılından sonra işe giren memurlar için bir derece verilmesi hususunda mutabakat sağlandı. Bunun dışında özellikle çok önemli olduğuna inandığımız disiplin cezalarının affı, tayin, terfi ve atamalarla, görevde yükselme, özlük haklarının yeniden düzenlenmesi ve kreş konularında mutabakata vardık. Ancak bizim çok önemli olan 4688 sayılı yasa kapsamında grevli , toplu sözleşmeli siyaset yapma ve yönetime katılma haklarını içeren bir sendikal hakkın kamu çalışanlarına verilmesi hususunda mutabakata varılması sevindiricidir. Bu konularla ilgili olarak önümüzdeki günlerde yasal düzenlemeler yapılacaktır. Bu konuların Türkiye kamu-Sen olarak takipçisi olacağız.” dedi.

BÜROKRASİNİN KATI TUTUMU
    Mali konulardaki haklarla ilgili olarak siyasi iradenin bürokrasi duvarına çarptığını kaydeden Akyıldız, “Bizim taleplerimizle hükümetin talepleri arasında fazla bir uçurum yok. Ancak taleplerimiz bürokrasinin katı tutumuyla karşılaşmıştır. Taleplerimizin atla deve olmadığını siyasi iradeye tekrar hatırlatmak istiyoruz” diye konuştu.

    Siyasi iradenin iki dönemdir Uzlaştırma Kurulu Karalarını uygulamadığını hatırlatan Akyıldız, “Siyasi iradeyi bu karalara uymaya davet ediyoruz. Uzlaştırma Kurulu Kararlarını uygulamamak hukuk tanımazlıktır. 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre üst düzey bürokratlara 250-400 milyon TL arasında önceki dönemlerde zam yapıldı diğer tarafta ise fatura her seferinde dar gelirli kesime kesildi” şeklinde konuştu.
 

04.10.2004

 

» Kamu Görevlilerinin Çalışma Koşulları, Sosyal ve Mali Haklarının İyileştirilmesi İle İlgili Olarak Mutabık Kalınan Hususları Okumak İçin Burayı Tıklayınız.

30.09.2004

 

NÜFUS VE VATANDAŞLIK İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ, HAZİNE VE DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI

GENEL BAŞKANIMIZIN BİLGİLENDİRME TOPLANTISI

     Tüm Kamu çalışanlarını yakından ilgilendiren ve bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek olan toplu sözleşme süreci 15 Eylül 2004 Çarşamba günü başlamıştır. Bu süreçle ilgili olarak yapılan toplantılarda gelişmeleri Türk Büro-Sen Genel Başkanı Sn. Fahrettin YOKUŞ kısaca şöyle değerlendirdi.

     Sorumlu sendikacılık anlayışımız gereği, mücadelemizin sadece ücret sendikacılığından oluşmadığının bilincindeyiz. Bir yandan ülkemiz içinde bazı güç odakları kötü emellerine ulaşabilmek için hain planlarını uygulamaya koyarken diğer yandan bilinçli yada bilinçsizce çıkarılmaya çalışılan, başta Kamu Yönetimi Reformu ile üniter devlet yapımız parçalanmaya çalışılmakta, diğer yandan da bu kanun tasarısının devamı niteliğinde olan ve memur olgusunu ortadan kaldıracak       Kamu   Personel   Rejimi   yürürlüğe   konulmaya çalışılmaktadır.

    Türkiye'nin içinde bulunduğu durumun farkında olan Konfederasyonumuz, bu bilinç içinde toplu sözleşme hazırlıklarını tamamlamıştır.

     Ancak bilinmelidir ki; konfederasyonumuz açısından  birincil  öncelik  Türk  Devleti'nin  bağımsızlığı  ve bölünmez bütünlüğüdür. Ekonomik ve sosyal taleplerimiz bunlardan sonra gelmektedir. Çünkü devlet olmadan memur da olmaz.

     BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Sözleşmenin 8. maddesi, ILO'nun 87 Sayılı  Sözleşmesinin kamu çalışanlarına uygulanmasını düzenleyen  151   Sayılı Sözleşmesi,   ILO'nun   98   Sayılı   Sözleşmesi,   Avrupa   Sosyal   Şartı'nın   5.   ve   6. maddeleri, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 23. maddesi, Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi'nin 11. maddesi ve ülkemiz tarafından onaylanmış bulunan bu sözleşmelerin; Anayasamızın 90. maddesi, hükmüne göre değerlendirilmesi sonucu, kamu çalışanlarına, toplu görüşme yerine toplu sözleşme yapmayı , uluslar arası sözleşmelerden kaynaklanan anayasal bir hak olarak vermektedir. Türkiye Kamu-Sen de bu yıl, kaynağını Anayasamızdan alan bu hakla 2005 yılı için Kamu İşveren Kurulu ile toplu sözleşme masasına oturacaktır.

     2004 yılının ilk altı ayında büyüme hızı yüzde 13,5 olarak ölçülmüştür. Başbakana göre kişi başına düşen milli gelirin 2004 yılı sonunda 4 bin doları aşması beklenmektedir.

    Bütün bu  gelişmeler  ışığında,  bu  yıl  üçüncü  defa  oturacağımız, bize göre toplu  sözleşme masasında hükümetin "kaynak yok" mazeretinin konfederasyonumuz nezdinde kabul edilebilir hiçbir gerekçesi kalmamaktadır.

     Türkiye Kamu-Sen olarak bizler yaşamakta olduğumuz ekonomik büyümeden ve artan milli gelirden bir çalışan olarak hak ettiğimiz payı istiyoruz.

     Her ne kadar taleplerimiz toplumun değişik kesimlerine çok yüksek ücretler istiyormuşuz gibi iletilse de aslında amacımız kamu çalışanlarım açlık sınırından kurtarmak ve yoksulluk sınırına çekmek içindir. Taleplerimizin içinde refah ücreti dahi bulunmamaktadır.

    Uzlaştırma Kurulu'nun 2002 ve 2003  yıllarında aldığı kararlar bizim kazanılmış hakkımızdır. Hak ettiğimiz ancak bu güne  değin verilmeyen haklarımızı almak istiyoruz.

Bu süreç içinde;

          15    Eylül    2004    Ankara'da  Toplu    Sözleşme    çadırı  kurularak, basın açıklamaları ile kamuoyuna bilgi verilmektedir.

          17 Eylül 2004 Ankara ve metropol illerde hükümetin vaadleri yazılı balonlar basın açıklamaları ile "hükümet sözünü tut" , "yeter artık" eylemi gerçekleştirilmiştir. Toplu sözleşme  sonucuna  göre  balonun patlayıp patlamayacağı belli olacaktır.

          21  Eylül 2004 Tüm illerde, öğle yemekleri yerine simit dağıtılarak basın açıklamaları yapılmıştır.

          24 Eylül 2004 "psikolojimizi bozdunuz vizite eylemi" yapılmıştır.

                    Toplu sözleşme sürecinin sonrasında  arzu  edilen  neticenin alınamaması durumunda tüm illerde kitlesel yürüyüşler yapılacak ve "ampul patladı" eylemi gerçekleştirilecektir.

 

    Türkiye Kamu-Sen diğer konfederasyonlarla birlikte genel grev de dahil her türlü karara uyacaktır. Kamuoyuna duyurulur.

27.09.2004

 

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ:

IMF, TOPLU SÖZLEŞME ÇADIRINI DA ZİYARET ETSİN

MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli Türkiye Kamu-Sen’in toplu sözleşme çadırını ziyaret ederek kamu çalışanlarına haklı mücadelelerinde destek verdi. Türkiye’de görüşmelerde bulunan IMF heyetinin sivil toplum kuruluşlarıyla görüşerek ekonomik sorunlarını tartıştığını belirten Bahçeli, “IMF heyeti ekonominin yükünü omzunda taşıyan çalışanların çadırını da ziyaret etmeli” dedi.

 


DUYARLILIK GÖSTERİLMELİ
Kamu çalışanlarının sendikal haklarının kazanılmasını yanında onların sosyal ve ekonomik haklarının da verilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, “Türkiye ekonomisi zaman zaman kriz dönemleri yaşamıştır. Zamana zaman da iyileşme dönemleri yaşamıştır. Fakat her dönemde dar ve sabit gelirlerin özellikle kamu çalışanlarının ekonomik sıkıntılar çektiği bilinen bir konudur. Bunu aşabilmek için kamu çalışanlarının sendikalarının birlik ve beraberlik içerisinde karakterini yansıtan her türlü gayrete tüm siyasal kurumlar başta da iktidardaki siyasal otorite duyarlılık göstermeli Türk ekonomisine önemli bir katkı sağlamış olan bu kesimi yönetim içerisinde görev almış insanlar olarak görüp sosyal ve ekonomik haklarını kazanmalarına yardımcı olmaları bu faaliyetlerini anlayışlı olarak karşılamalarını temenni ediyorum” dedi.

KAMU ÇALIŞANLARI İHMAL EDİLMEMELİ
Kamu çalışanları federasyonlarının yaptığı araştırmaları yakından takip ettiklerini de eden Bahçeli şunları söyledi: “ Bu araştırmalardan takip ettiğimize göre kamu çalışanlarının çoğunun açlık sınırında yaşadığını biliyoruz. Bundan kurtulmaları gerek onunu için Türkiye’de bir asgari refah seviyesinin belirlenmesinde yarar vardır. Türkiye’de yaşayan insanların açlık sınırında yaşamasından kurtulabilecek, çoluğunu çocuğunu namerde muhtaç olmadan geçindirebilecek, huzur içinde yaşayacağı bir asgari refah düzeyine ve refah düzeyinin üzerine çıkabileceği sosyo ekonomik tedbirlerin alınmasında çok yarar olduğu kanaatindeyim. Tüm bu nedenlerden dolayı kamu çalışanlarının demokratik eylemlerini tüm yüreğimle destekliyorum. İnanıyorum ki siyasal iktidar da bu eylem karşısında anlayışlı davranacaktır. Uzlaşma Kurulu Karaları doğrultusunda ve Türkiye’nin ekonomik şartları da dikkate alınarak kamu çalışanlarına istediğini verileceğine inanmaktayız. Türkiye’yi bugünlerde ziyaret eden IMF heyetinin de her şeyden önce bu çadırı görmesini istiyorum. Başta TÜSİAD olmak üzere sivil toplum kuruluşlarıyla ekonominin tüm boyutlarını görüşenlerin bu çadırı da ihmal etmemeleri gerekir diye düşünüyorum.”

BECEREMEYİNCE GERİ ADIM ATIYORLAR
Ziyaret sonrası basın mensuplarının zina tartışmaları ile ilgili sorularını da yanıt veren MHP Lideri, “ Mevcut siyasi iktidarın acil ve aceleci davranışları 660 günden beri devam etmektedir. Her şeyi yapacakların zannediyorlar sonra yapamayınca da geri çekiliyorlar. Bunun sonucunda da Türkiye bir gerilime doğru sürükleniyor. Şimdi de zinaya karşı olanlarla, olmayanlar gibi Müslüman Türk milletine yakışmayan kamplaşmaya doğru Türkiye sürüklenmek istenmekte. Bundan daha utanç verici bir durum olamaz” şeklinde konuştu.

23.09.2004

 

MEMURLAR IMF' Yİ SİMİTLE PROTESTO ETTİ

    Türkiye Kamu-Sen öğle yemeğine çıkmayarak hükümet ve IMF’yi Hazine Müsteşarlığı önünde simit yiyerek protesto etti. Memurlar simitlerle "açız" yazısını taşıdılar. Hazine Müsteşarlığı önünde toplanan grup, "IMF Elini Cebimizden Çek", "Patrona Sefa Memura Cefa", "Görüşme Değil Sözleşme", "Aldatma Kandırma Yüzde 8 Dayatma", "IMF Defol Bu Memleket Bizim", "Çoluk Çocuk Bekliyor Maaşlar Yetmiyor" sloganlarını attılar.

 
    Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, burada yaptığı açıklamada 15 Eylül’de başlayan toplu görüşmelerde hükümetin karşılarına IMF ve Dünya Bankası duvarını çıkaracağını savundu. Akyıldız, IMF ile yeni bir stand-by görüşmesinin yapıldığını, bunun 19’uncu yüzyıl sonundaki Düyunu Umumi’ye benzetti. Memurların milli gelirden payına düşeni almak istediğini söyleyen Akyıldız, Başbakan Erdoğan’ın 2004 sonunda kişi başına milli gelirin 4 bin dolar düzeyinde olacağını söylediğini anımsatarak, bunun da aylık 2 milyar liraya denk geldiğini ifade etti. Akyıldız, "Biz kamu çalışanları için aylık 2 milyar değil, sefalet ücreti istiyoruz" dedi. Akyıldız, en düşük memur maaşının 840 milyon lira olan açlık sınırına çekilmesini istediklerini belirterek, açılık sınırında yaşayan memur sayısının ise 740 bin olduğunu kaydetti.


    Akyıldız, ekonomide olumlu gelişmeler olduğu değerlendirmelerine işaret ederek, "Ekonomide pembe tablo çizenler bizim payımızı kime verdiniz" diye sordu. Protesto eyleminde Başbakan Erdoğan’ın 2002 Ekim ayında Afyon’da yaptığı konuşmada açıkladığı simit ve çay hesabı kendi sesinden dinletildi. 5 kişilik bir aile için simit ve çay parasının 180 milyon lira olduğu tarihte asgari ücretin de aynı düzeyde olduğunu anımsatan Akyıldız, "Bugün bir simit kaç para? Bir bardak çay kaç para" diye sordu. Akyıldız, yaptıkları hesaplamalara göre günde 3 öğünü bir bardak çay ve simitle geçiren 5 kişilik bir memur ailesinin 360 milyon liraya ihtiyacı olduğunu kaydetti. Asgari ücretin 318 milyon lira olduğunu anımsatan Akyıldız, "42 milyonu kime verdiniz" diye sordu. Akyıldız, en düşük memur maaşının 490 milyon liradan 840 milyon liraya çıkarılmasını istediklerini belirterek, "Memurun istediği bir bardak çay ve bir simit parası. Bunu çok mu görüyorsunuz" dedi.


    Memura zam yapılmamasının nedenini IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü’ne bağlayan Akyıldız, Başbakan Erdoğan’ın zina tartışmalarının ardından AB’ye ilişkin yaptığı açıklamaları IMF için de yapmasını istedi. Dar ve sabit gelirlinin IMF’ye tahammülü kalmadığını ifade eden Akyıldız, "AB’ye gösterilen tavrın IMF’ye de gösterilmesi gerekir. IMF heyetini buradan kovun" dedi.
Akyıldız, ülkenin rahatı, huzuru ve geleceği için IMF programlarına gerek olmadığını savunarak, "Kamu çalışanlarının haklı mücadelesine sakın IMF ve Dünya Bankası duvarlarıyla karşı çıkmayın. Yüzde 8’i dayatmayın" dedi. Akyıldız, kamu çalışanlarına yapılacak zammın piyasaları candandıracağını, toplumun moral ve motivasyonunun artıracağını ifade etti.  

21.09.2004

 

TOPLU SÖZLEŞME ORTAK TALEP METNİ ÖZETİ

 ORTAK TALEP METNİ ÖZETİ

    1.Eylül 2004 tarihi ile 481 milyon TL. olan en düşük devlet memuru maaşının sosyal yardımlar hariç, gösterge ve katsayı artışlarıyla net 840 milyon TL.ye çıkarılması ortak talebimizdir.

    2.Uzlaştırma Kurulu’nun 2003 ve 2004 yılları için verdiği ancak hükümet tarafından uygulanmayan kararlarından doğan % 17,85’lik fark (reel kayıp, refah payı), maaş artış taleplerimize yansıtılmıştır.

    3.Uzlaştırma Kurulu Kararları’nda yer alan diğer sosyal hak ve tazminatların günün koşullarına göre, DİE’nin verileri göz önüne tutularak artırılması talep metnimizde yer almaktadır.

    4.01.01.2005 tarihinden itibaren enflasyonda meydana gelecek gelişmelerin, çalışanlar aleyhine gerçekleşmesi durumunda, bu farkın bir sonraki maaşlara yansıtılmasını talep ediyoruz.

    5.KEY hesaplarının bir an önce tasfiye edilerek, hak sahiplerine yasal faizleri ile birlikte ödenmesi.

    6.Kamu çalışanlarının maaş ve diğer parasal haklarını aldıkları banka ile yapılacak sözleşmenin, sendika temsilcilerinin de yer alacağı komisyon tarafından yapılması istenmektedir.

    7.Taleplerimiz, Uzlaştırma Kurulu kararlarının öngördüğü haklar ile sosyal haklardan, günün şartlarına uygun olarak ve DİE’nin verilerine dayandırılarak belirlenmiştir. Örneğin DİE verilerine göre kira, ortalama aylık 230 milyon TL. olmasına rağmen kira yardımının asgari 196 milyon TL. ve aile yardımının 245 milyon TL olması istenmektedir.

18.09.2004

 

TÜRKİYE KAMU-SEN YALAN BALONU UÇURDU

     Kamu – Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız AKP Hükümeti’nin tutmadığı her söz için yalan balonu adını verdiği balonu uçurdu.

     Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, Hükümet ile yürütülen toplu sözleşme görüşmelerinde, IMF ve Dünya Bankası politikalarının talepleri karşısına "duvar" gibi çıkartıldığını belirterek, "İstediğimiz at ile deve değil, kazanılmış haklarımız... IMF ve Dünya Bankası da ne karışıyor" dedi.

     Akyıldız, Abdi İpekçi Parkı'ndaki "Toplu Görüşme Takip Çadırı" önünde basın açıklaması yaparak, Hükümet'in yerine getirmediği her vaadini temsilen, "yalan balonu" uçurdu.

     Akyıldız, eylemi Hükümet'e ciddiyetlerini göstermek ve görüşmelerin ilk günlerinde kamuoyunu bilgilendirmek için düzenlediklerini söyledi.

     Görüşmelerde dile getirdikleri kamu çalışanlarının taleplerinin Hükümet'in Acil Eylem Planı ve programında yer aldığını ifade eden Akyıldız, Hükümet'in seçimlerden önce kamu çalışanlarına grevli toplu sözleşme, yönetime katılma hakkı ve eşit işe eşit ücret uygulamasına geçileceği vaatlerini verdiğini hatırlattı.

     "Hükümet maalesef kamu çalışanları için tek bir icraat gerçekleştirmemiştir" diyen Akyıldız, şunları kaydetti:

     "Hükümet 21 aylık iktidarında AB'ye yaklaşım konusunda önlerine konulan her şartı yerine getirirken, kamu çalışanlarıyla ilgili tek bir düzenleme yapmamıştır. Kamu çalışanlarının sosyal ve mali haklarıyla ilgili toplu görüşmede IMF ve Dünya Bankası'nın politikaları karşımıza duvar gibi çıkartılıyor. Böyle giderse Türkiye'de IMF'nin programları, AB'nin de şartları bitmez.

     İstediğimiz at ile deve değil, kazanılmış haklarımız. Hükümet unutmasın ki kamu çalışanlarına verilecek her şey doğrudan ekonomiye yansıyacaktır."

     Akyıldız, daha sonra üzerinde "Yüzdelik Artış Değil, Ücret Adaleti İstiyoruz" ve "Görüşme Değil, Toplu Sözleşme" yazan iki büyük balon ile fotoğraf çektirdi ve balonları, "Toplu Görüşme Takip Çadırı" önüne astı.

18.09.2004

 

TOPLU SÖZLEŞMELER KRİZLE BAŞLADI

   Hükümetle 3. defa yapılacak olan toplu sözleşmeler krizle başladı. Türkiye Kamu-Sen’in başkanlığını yaptığı sendikalar heyeti toplantıdaki oturma düzenine itiraz ettiler. Hükümetle kamu çalışanlarının temsilcilerinin eşit şartlarda görüşme yapmasının gereğine işaret eden Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, sendikaların baskı altına alınmaya çalıştığını ifade etti.

   Siyasi iradenin, kanuna aykırı olarak Başbakan Yardımcısını toplantı başkanı olarak tayin etmesinin sendikaları baskı altına almak olduğunu söyleyen Akyıldız, “Bu yılki görüşmeler çalışanlar açısından hoş başlamamıştır. Siyasi irade kamu çalışanlarını temsilcilerini baskı altına almaya çalışıyor. Hükümet görüşmeleri sulandırıyor. Hükümet temsilcisi kamunun temsilcisi olarak toplantılara başkanlık etmemeli, görüşmeler eşit şartlar altında geçmeli” dedi.

Diğer sendika başkanları da Akyıldız’ın tavrına destek verdiler. Daha sonra sendika temsilcileri olmaksızın Mehmet Ali Şahin tarafından toplantı başlatılmak istendi. Başbakan Yardımcısı kanuna aykırı olarak hazırlanan oturma düzeni içinde otururken, Türkiye Kamu-Sen temsilcileri ile diğer sendikaların temsilcileri ortak bir karara ulaşmaya çalıştılar. Sendika temsilcileri yaptıkları görüşme sonucunda toplantı gündemine oturma düzeninin tartışılması şartı ile yerlerine oturdular.

Toplantıda sendikalar adına ilk sözü söz alan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, oturma düzeninin yenilenmesi hakkındaki görüşünü tekrarladı ve “Anayasa’nın 90. maddesinde yapılan değişiklikler sonucunda Türkiye Cumhuriyeti’nin kabul ettiği uluslararası sözleşmeler gereğince bu toplantının toplu sözleşme toplantısı olarak tescil edilmesini istiyoruz” diye konuştu.

Hükümet yetkililerinin yüzde 8 zam açıklamalarının etkisinde başlayan toplantı oturma düzeni ile ilk dakikasında krizle başlarken, hükümetle sendikalar arasında daha çok tartışmanın yaşanacağının işaretleri alınıyor.

15.09.2004

 

TÜRKİYE KAMU-SEN TOPLU SÖZLEŞME ÇADIRINDA

   Türkiye Kamu-Sen, her yıl olduğu gibi bu yıl da toplu sözleşme çadırını açıyor. Toplu görüşmeler boyunca 15 gün açık kalacak çadırın açılışı Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız tarafından bugün saat 18.00'da yapılacak.
Çadırda toplu görüşme süreciyle ilgili olarak basına ve kamuoyuna her gün bilgilendirmede bulunulacak. 

15.09.2004

 

» DYP Genel Başkanı Ağar' dan Türkiye Kamu-Sen'e Destek Ziyareti

İNSANLARIN TAHAMMÜL GÜÇLERİNİN SONUNA GELİNDİ.

     DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, başlayan toplu görüşmeler öncesinde destek vermek amacıyla Türkiye Kamu-Sen Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Ağar, “Artık, insanların tahammül sınırlarının sonuna gelindi” dedi.
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, Başbakanlık’ta başlayacak toplu sözleşmeler öncesi destek amacıyla Türkiye Kamu-Sen’i ziyaret etti.


     Türkiye Kamu-Sen Genel başkanı Bircan Akyıldız ve Konfederasyona bağlı sendikaların Genel Başkanları tarafından karşılanan Ağar, yaptığı konuşmada kamu çalışanları için çok önem arz eden bir görüşme öncesi Türkiye Kamu-Sen’e başarı dileklerini iletti.
Kamu çalışanlarının sorunlarının tahammül edilemez boyutlara ulaştığını kaydeden Ağar, “Kamu çalışanları ve emekliler çok zor bir dönemden geçiyor. Alt ve üst gelir grupları arasındaki uçurumun büyüdüğünü görmemek mümkün değil. Artık insanların tahammül sınırlarının sonuna gelinmiştir. Ekonomide söyledikleri gibi bir büyüme varsa toplumun her kesiminde herkesin istifade edeceği bir büyüme olmalıdır. Şu anda var denilen büyüme sadece ithalata dayalı ve belli grupların faydalandığı büyümedir” dedi.


     Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız ise, bugünün kamu çalışanları için çok önemli ve tarihi bir gün olduğunu belirtti ve “Uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan haklarımızın kullanımı bugün başlatılacaktır. Görüşmeler öncesi Sayın Ağar ve heyetinin bizi ziyareti moral açıdan bize destek sağlamıştır” diye konuştu.

15.09.2004

ileri