|
 |
 GENEL
BAŞKANIMIZ FAHRETTİN YOKUŞ'TAN
MİLLİ DİRENİŞ
ÇAĞRISI
Anadolu’da
konferanslarına devam eden Türk Büro-Sen Genel Başkanı Sn. Fahrettin
Yokuş’un son durağı Ordu oldu. TESK Otel’de konuşan Yokuş, Türk milletine
saldırma konusunda çok özgürlük olduğunu belirterek , “Artık milli direniş
başlamalı, bir başkaldırı hareketi olmalı” dedi.
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu tarafından
hazırlanan ihanet raporunu yırtan Türk Büro-Sen Genel Başkanı Sn. Fahrettin
Yokuş, azınlık raporuna karşı tüm sivil toplum kuruluşlarını milli direnişe
çağırdı.
Ordu TESK Otel'de bir konferans veren Türk Büro-Sen
Genel Başkanı Sn. Fahrettin Yokuş, Danışma Kurulu'nun hazırladığı azınlık
raporunun hukuk dışı olduğu kadar sahte bir rapor olduğunu, aynı zamanda bir
ihanet belgesi olma özelliğini taşıdığını söyledi. Bu raporun ülkenin din,
dil, bayrak ve bölünmez bütünlüğüne karşı gerçekleştirilmiş bir hareket
olduğunu, bu görüşü savunanların ruh hastası olarak görüldüğünü ifade eden
Yokuş, son yıllarda Türk kimliği taşıyan her şeye karşı bir saldırı olduğuna
dikkat çekti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı da eleştiren ve tüm sivil toplum
kuruluşlarını ve hangi siyasi düşünceyi paylaşırsa paylaşsın bu rapora karşı
herkesi milli direnişe çağıran Yokuş, şöyle konuştu:
"Bu mazlum millete saldırma noktasında o kadar özgürlük var ki, içeride
dışarıda her gelen bize sövüyor. Biz de hep beraber susuyoruz. Eğer siz
Türkiyeliyim diyen bir Başbakana sahipseniz bütün bunlar normal. Bunlar
gaflet ve delalet içindeler. Türk gençliği Atatürk'ün dediği noktada artık
bir şeyler yapmalı. Tabii biz de genciz, biz daha ölmedik. Ama bu rapor
karşısında hangi siyasi düşünceye sahip olursa olsun tüm sivil toplum
kuruluşları milli bir direnişe başlamalı. Bir başkaldırı hareketi olmalı. Bu
bir isyan anlamına gelmiyor. Cumhuriyete karşı olmak anlamına gelmiyor. Ama
artık bir direniş noktası bulmalıyız."
SAMSUN’DA RAPOR HERKES YIRTTI
Öte yandan, Samsun’da bir basın toplantısı düzenleyen
Yokuş, "Bu rapor 100 bin kere karşımıza çıksa yine yırtarız, yırtmaya da
devam edeceğiz" dedi.
Fahrettin Yokuş, Türkiye Kamu-Sen Samsun İl
Temsilciliği'nde, İl Temsilcisi İsmet Çiftçi ve şube başkanları ile birlikte
basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, Azınlık Hakları Raporu bir kez daha
yırtıldı. Raporda, Anayasa'nın değiştirilmez hükümlerine, dil birliğine,
milli bütünlüğe ve Türk kimliğine dil uzatıldığını belirten Fahrettin Yokuş,
"Bu raporu hazırlayanlar yarın bayrağımıza, toprak bütünlüğümüze ve yüce
dinimize saldırmayacaklarının garantisini kim verebilir? Kafalarını
azınlıklarla bozmuş olanların Türk milletinin temel değerlerine saldırmayı
alışkanlık haline getirdikleri görülmektedir. Anayasamızın temel
niteliklerine yapılan saldırı karşısında Meclis Başkanı ve Başbakanın
sessizliklerine bir anlam veremiyoruz. Türk milleti, sizden açık ve net bir
ifadeyle bu ihanet belgesinin karşısında olduğunuzu duymak istiyor" dedi.
'Sevr Sendromu' ifadesi
özellikle kullanılarak bu rapordaki görüşlere karşı çıkabileceklerin baskı
altına alınmaya çalışıldığına dikkat çeken Yokuş, "Bu anlayışa göre bu
rapora karşı çıkan Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı ve milyonlarca
vatandaşımız ruh hastası sayılmaktadır. Bize göre Azınlıklar Raporu bir
ihanet belgesidir. Kamuoyuna bu belgeyi sunmak görevimizdir. Türkiye
Kamu-Sen olarak 58. Hükümet zamanında oluşturulan İnsan Hakları Danışma
Kurulu, Kurul Başkanı İbrahim Kaboğlu'nun keyfi uygulamalarıyla
sulandırılmış ve güvenilirliğini yitirmiştir. Bu kurul lağvedilerek yeniden
yapılandırılmalıdır" diye konuştu.
Konuşmasını rapordan alıntılar yaparak sürdüren Fahrettin Yokuş, "Bu ülkede
kim Türkiye Cumhuriyeti kimliği almak istemiyorsa gitsin istediği ülkenin
kimliğini alsın. Hatta biz Türkiye Kamu-Sen olarak onlara yardımcı da
olabiliriz. Yeter ki, bu ülkeden gitsinler ve bir daha gelmesinler.
Gitsinler hainler nerenin vatandaşı olacaklarsa olsunlar. Bu ihanet belgesi
olan Azınlıklar Raporu'nu Türkiye Kamu-Sen'in tüm mensupları adına, bize
cumhuriyeti emanet eden Atatürk'ün ve silah arkadaşları ve yüce Türk milleti
adına değil bir defa 100 bin defa karşımıza çıksa yırtarız, yırtmaya da
devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Konuşmanın ardından Azınlıklar Raporu, Türkiye Kamu-Sen
İl Temsilcisi ve Şube Başkanları tarafından yırtılarak yere atıldı.
BİR VARMIŞ BİR
YOKUŞ
Genel Başkanımız Sn. Fahrettin YOKUŞ,
azınlık raporunu yırtmasından hemen sonra kendini destekleyen Anadolu
insanlarıyla kucaklaştı.
Haberi Okumak için tıklayınız.
BRE
DENSİZLER, BRE İMANSIZLAR, SİZ KENDİNİZİ NE ZANNEDİYORSUNUZ?
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun hazırladığı Azınlık Raporu'na
ilk tepkiyi gösteren isim olan Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri Fahrettin
Yokuş, İzmir'de katıldığı bir iftar programında, raporu hazırlayanlara, "Bre
densizler, bre imansızlar, bu memlekette siz kendinizi ne zannediyorsunuz,
her istediğiniz yerde ihanet salyalarınızı akıtacaksınız, zehirlerinizi
akıtacaksınız ama Türk milleti susacak öyle mi?" şeklinde konuştu.
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun
hazırladığı Azınlık Raporu'na ilk tepki gösteren Türkiye Kamu Sen Genel
Sekreteri Fahrettin Yokuş, İzmir'de katıldığı bir iftar programında raporu
hazırlayanlara karşı sert bir dille eleştirdi.
Türkiye Kamu Sen İzmir İl Temsilciliği'nin, Çağdaş Eğitim Koleji'nde
düzenlediği iftar programına katılan Türkiye Kamu Sen Genel Sekreteri
Fahrettin Yokuş, burada yaptığı konuşmada Azınlık Raporu'nu kendi şahsi
kararı ile değil, Türkiye Kamu Sen Yönetim Kurulu'nun kararı ile yırttığını
söyledi. Yokuş, "Bu benim şahsen gerçekleştirdiğim bir hadise değildir. Bu
Türkiye Kamu Sen Yönetim Kurulu'nun aldığı bir kararla ve arkamızda Türkiye
Kamu Sen'in 400 bin üyesinin ruhunu ve heyecanının olduğu bir hadisedir.
Onun için hepiniz, 'o paçavrayı ben yırttım' diyebilirsiniz" diye konuştu.
AZINLIKLAR NE KADAR?
Azınlık Raporu'nun içeriğini de eleştiren Yokuş,
"Neymiş, nüfus cüzdanında dini yazılan yer, milliyeti yazılan yer de neymiş?
Niye Türkiye Cumhuriyeti ve Müslüman yazıyormuş? Bu ülkede bunlardan
rahatsız olan kaç kişi, bu ülkede azınlık diye addettiğimiz insanların
sayısı kaç, yada oranı kaç? Kaç tane azınlık mevcut bu ülkede, 'biz
haklarımızı alamıyoruz, bize zülüm yapılıyor, bize işkence yapılıyor' diyen
var mı Allah aşkına. 3-5 tane sapık profesör, 3-5 tane densiz siyasetçinin
kullandığı argümanın dışında bir şey değil bu" dedi.
69 MİLYON PARANOYAK MI?
Azınlık Raporu'nu hazırlayanların, raporun bir yerinde
'bunu herkesin anlamasını beklemiyoruz. Bunu anlamayanlar Sevr paranoyası
içindeler' şeklinde bir ifade bulunduğunu da kaydeden Fahrettin Yokuş, "Bu
nasıl bilim adamı, yani yazdığı raporu biri eleştirse, bunlar paranoyak
olur. Yani şimdi bu raporu başta Cumhurbaşkanı eleştirdi, birinci paranoyak
Cumhurbaşkanı mı? Haşa onların ifadesiyle, 'Genelkurmay Başkanı eleştirdi, o
da paranoyak, Türkiye Kamu Sen zaten baştan paranoyak, Türk-İş eleştirdi,
onlar da paranoyak. TOBB eleştirdi, onlar da paranoyak ve Türk milleti
baştan aşağıya, 69 milyon bu rapora karşı, bunlar da paranoyak.' Böyle rapor
olur mu?" dedi.
Azınlık Raporu'nu hazırlayanları sert bir şekilde
eleştiren Yokuş, "Bre densizler, bre imansızlar, bu memlekette siz kendinizi
ne zannediyorsunuz, her istediğiniz yerde ihanet salyalarınızı
akıtacaksınız, zehirlerinizi akıtacaksınız ama Türk milleti susacak öyle
mi?" şeklinde konuştu.
Konuşmasının son bölümünde bu rapora tepki göstermeyen Başbakan ile TBMM
Başkanı'na değinen Yokuş, "Herkes bu rapor hakkında bir şeyler diyor ama
dikkat ediyor musunuz? Bu ülkenin Başbakanı hiç ses çıkarmıyor ve bu ülkenin
Meclis Başkanı o da bir şey söylemiyor. Çünkü çok önemli, Meclis'in
çıkardığı her şeye saldırılıyor ama ses yok. Her şeye maydanoz olan Bülent
Arınç, herkese kafa tutan Başbakan neredesin?" ifadelerini kullandı.
Azınlık Raporunu okumak için burayı tıklayınız
YOKUŞ’A ANADOLU’DAN BÜYÜK DESTEK
Geçtiğimiz günlerde Başbakanlıkta yapılan İnsan hakları Danışma Kurulu
toplantısında Kurul Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun elinden okuduğu
azınlık raporu metnini alarak yırtan Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri
Fahrettin Yokuş’a Türkiye genelinden çığ gibi destek sürüyor.
Ülkenin geleceğini yakından ilgilendiren bir konuda
Kaboğlu’nun elinden raporu çekerek alan ve yırtarak yere atan Türkiye
Kamu-Sen Genel Sekreteri Fahrettin Yokuş’un bu hareketi Türkiye genelinden
büyük destek gördü. Yokuş’a sivil toplum kuruluşlarından, siyasi partilerden
ve vatandaşlardan yoğun kutlama mesajları yağıyor.
Anadolu’nun her yerinden sivil toplum kuruluşları
tarafından davet edilen Yokuş, bu kapsamda ilk ziyaret turunu Afyon’dan
başlattı. Afyon’dan sonra sırasıyla İzmir, Manisa, Eskişehir, İzmit, Konya,
Kayseri ve Kırıkkale illerine davet edilen Yokuş, bu illerde rapor hakkında
bilgilendirmede bulunacak.
ÇATLI
İLE HİÇBİR BAĞLANTIM YOK
Basın toplantısında İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. İsmail
Kaboğlu'nun elindeki Azınlıklar Raporu'nu herkesin şaşkın bakışları arasında
alarak yırtan ve yere atan Kamu-Sen Genel Sekreteri Fahrettin Yokuş,
Abdullah Çatlı ile bağlantısı olduğu yönündeki iddiaları yalanladı.
Yokuş, "Terörist diye adlandırılan rahmetli bir insanın adını kullanarak
beni terörizmin parçası olarak göstermeye çalışıyorlar" dedi. Kamu-Sen Genel
Sekreteri Fahrettin Yokuş, büyük tartışma doğuran Azınlıklar Raporu'nu
yırtmasından sonra hakkında ortaya atılan iddialara ilişkin İHA' ya ilginç
açıklamalarda bulundu. Bazı gazetelerde kendisinin Susurluk kazasının kilit
ismi Abdullah Çatlı ile bağlantısı olduğu yönündeki iddiaları cevaplayan
Yokuş, "Ben Abdullah Çatlı ile hiç karşılaşmadım, hiç görüşmedim, kendini
hiç tanımam. Çatlı ile hiç bir organizasyonda bir arada olmadık, bunu
belgeleyecek bir Allah'ın kulu yoktur" diye konuştu.
Geçmişiyle ilgili yanlış haberlerin yazıldığını belirten yokuş, 25 yıllık
devlet memurluğu döneminde uyarı yada kınama cezası dahi almadığını söyledi.
12 yıldır sendikacılık yaptığını anlatan Yokuş, Toplu Gösteri ve Yürüyüş
Kanununa Muhalefet ihlali gerekçesiyle bir kaç defa ifade vermek için
adliyeye gittiğini kaydetti. "Ben tabiri caizse hayatı boyunca hiç ceza
almamış kafa kağıdı temiz bir insanım" diyen Yokuş, rapor yırtma olayını ve
sonrasını şöyle anlattı:
"Ben İnsan Hakları Danışma Kurulu üyesi olduğum halde toplantıya davet
edilmedim. Basından öğrendim ve toplantıya gittim. Amacım Başkan Kaboğlu'nu
uyarmaktı ve uyardım. Kendisine, 'Bu raporu oylarken kurallara uymadınız,
oylandıktan sonra 14 yerinde değişiklik yaptınız. Bu ilim etiğine uymaz.
Raporu Kurul adına açıklayamazsınız' uyarısında bulundum. Ama beni
dinlemedi. Bizim irademizi kullanmaya kalktı ve bizim irademiz üzerinde
değişiklik yaptı. Uyarılarımıza rağmen bunu sürdürdüğü için o raporu yırtmak
bizim demokratik hakkımızdı. Toplantıya giderken uyarılarımızı dikkate
almazsa raporu önünden almayı kafama koymuştum. Bu raporun içeriği, bu
memleketi seven, bu memlekette huzur isteyen, kavga istemeyen herkes
tarafından yırtılıp atılacak bir rapordur. Bu raporu bu haliyle kabul
edersek, yeni azınlıklar çıkarırsak, tekrar Sevr'e dönersek o zaman bu
ülkede huzur olmaz, çatışma olur." Azınlıklar Raporu'nu 'ihanet belgesi'
olarak nitelendiren Yokuş, yaptığından pişmanlık duymadığını belirti.
"Raporu yırttık ve ne kadar doğru iş yaptığımızı gördük" diyen Yokuş,
çeşitli kesimlerden insanların kendisini tebrik etmek için akın akın
geldiğini dile getirdi.
Raporun, 'paçavra'dan farkı olmadığını öne süren Yokuş, "Raporu yırtıp
attıktan sonra telefonlarım susmuyor, e-mailler, fakslar geliyor. İnsanlar
akın akın gelip tebrik ediyor. 'Allah senden razı olsun' diyorlar. Hatta bir
TKP'li yani Türkiye Komünist Partisi üyesi bir vatandaşımız telefon açıp
beni tebrik etti. Bu paçavrayı yırtmamız kamu vicdanı ve Türk insanının
yüreğinde olumlu mesaj oluşturdu" şeklinde konuştu. Yokuş, TBMM Başkanı
Bülent Arınç ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı da rapora tepki göstermeye
çağırdı. ANKARA (İHA)
04.11.2004

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL SEKRETERİ FAHRETTİN YOKUŞ’UN BAŞBAKANLIK AZINLIK
RAPORU’NA İLİŞKİN YAPMIŞ OLDUĞU BASIN AÇIKLAMASIDIR
Değerli Basın
Mensupları;
Devletin Ülkesi ve Milleti ile bölünmez
bütünlüğünden asla taviz vermeyen bir sendikacılık anlayışını kendisine ilke
edinen Türkiye Kamu-Sen, kuruluşundan bugüne kadar bu ilkesinden hiç
ödün vermemiş, Ülkenin geleceğini tehdit eden her ihanetin
karşısında olmuştur ve bundan sonra da olmaya devam edecektir.
Kamuoyunda büyük tartışmalara neden olan Azınlık Hakları Raporu’yla
ilgili olarak Türkiye Kamu-Sen’in ortaya koymuş olduğu tepki; Milletimizin
milli bütünlüğüne karşı oynanan bir oyunun bozulmasıdır. Bu tepki
sadece Türkiye Kamu-Sen’in tepkisi değil, bütün Türk Milletinin
tepkisidir.
Söz konusu rapor, TESEV’in ısmarlaması ile Sayın Prof. Dr. Baskın
Oran tarafından kitap haline getirilmiş, geçtiğimiz yıllarda yayınlanmıştır.
Bu rapor, Sayın KABOĞLU ve Sayın ORAN’ın ortak ürünüdür. Azınlık Hakları ve
Kültürel Haklar Çalışma Grubu’nda bu rapor, üzerinde hiçbir ciddi çalışma
yapılmadan emri vaki ile (kurul üyesi Abdullah Buksur’un itirazlarına
rağmen) üst kurula getirilmiştir. İnsan hakları Danışma Kurulu
yönetmeliğinin 6. maddesi toplantıların üye tam sayısının bir fazlası
ile yani salt çoğunluk ile yapılacağını ifade etmektedir. Raporun
oylandığı 1 Ekim 2004 günü öğleden sonraki oturumunda 33 kişi
ile oylama yapılmıştır. Bilindiği gibi İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun
78 üyesi bulunmaktadır. Burada aranması gereken salt çoğunluk 40 kişidir.
Bu bir skandaldır. Kurul üyelerine saygısızlıktır. Bu oylama esnasında
rapor, toplantıya katılan üyelerin talebine rağmen metin olarak
dağıtılmamıştır. Gerekçe ise Başbakanlık Tasarruf Genelgesi
gösterilmiştir.
Yönetmeliğe aykırı olarak Danışma Kurulu’ndan oylatılan rapor üzerinde Sayın
KABOĞLU ve Sayın ORAN’ın değişiklikler yaptıklarını defalarca
kamuoyuna anlatmaları, Başbakanlık danışma kurulu üyelerine
saygısızlıktır. Siz hangi hakla İnsan Hakları Danışma Kurulu üyelerinin
iradesini kullanarak hukuk dışı oylama yaptığınız sahte raporu
birde değiştirebiliyorsunuz? Siz ikinizde üniversitelerimizde ilim
adamısınız. İlim adamı etiğine yaptığınız eylem uyuyor mu? Siz bu
hakkı kimden alıyorsunuz?
Değerli Basın mensupları;
Yukarıda ifade ettiğimiz gerekçeler ile İnsan Hakları Danışma Kurulu
adına raporun açıklanacağını basından öğrenerek basın toplantısı yapılan
salona gittim. Basın toplantısı başlamadan İnsan Hakları Danışma
Kurulu Başkanı Sayın Prof. Dr. İbrahim KABOĞLU’na bu raporu “İnsan
Hakları Danışma Kurulu adına açıklayamazsınız. Çünkü oylaması doğru
yapılmayan, üzerinde keyfi değişiklikler yapılan bir raporun bizi
bağlamayacağını” ifade ettim. Benim gibi üç Danışma Kurulu üyesi de
benzer ifadelerle itiraz ettiler. Ancak Sayın KABOĞLU bizim
sözlerimizi hiç dikkate almadan açıklama yapmaya başladı. Bunun üzerine de
bizim adımıza böyle bir raporun açıklanmasını doğru bulmadığımız için
raporu yırtarak, yırtma gerekçemizi de orada açıkladık.
Raporda Anayasamızın
değiştirilemez hükümlerine, dil birliğimize,milli bütünlüğümüze ve Türk
kimliğimize saldırılar söz konusudur.
Bu raporu hazırlayanların yarın bayrağımıza , toprak bütünlüğümüze ve
yüce dinimize saldırmayacaklarının garantisini kim verebilir?
Kafalarını
azınlıklarla bozmuş olanların Türk milletinin temel değerlerine
saldırmayı alışkanlık haline getirdikleri görülmektedir.
Anayasamız Türk milletinin teminatı altındadır. Türk Milleti
adına yetki TBMM’dedir. Anayasamızın temel niteliklerine yapılan
saldırı karşısında Sayın Meclis Başkanının ve Sayın Başbakanın
sessizliklerine bir anlam veremiyoruz. Türk Milleti sizden açık ve net
ifadelerle bu ihanet belgesinin karşısında olduğunuzu duymak istiyor.
Sessizliğiniz bu raporu tasdiklediğiniz anlamına mı geliyor?
Diğer yandan raporda “Sevr
Sendromu” ifadesi özellikle kullanılarak bu rapordaki görüşlere
karşı çıkabilecekler, bu cümle ile baskı altına alınmak istenmektedir.
Hiçbir ilim adamı etiğine yakışmayan karşı çıkanlara tahammülü
olmayan, kendisi gibi düşünmeyenleri
akıl hastası olarak ifade eden bu anlayışı reddediyoruz.
Bu anlayışa göre bu rapora karşı çıkan Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın
Genelkurmay Başkanı, ve milyonlarca vatandaşımız paronayak
(ruh hastası) sayılmaktadır.
Değerli Basın
Mensupları;
Bize göre Azınlıklar Raporu, bir ihanet belgesidir. Kamuoyuna bu
belgeyi sunmak görevimizdir. Türkiye Kamu - Sen olarak 58. Hükümet
zamanında oluşturulan ve Kurul Başkanı Sayın İbrahim KABOĞLU’nun keyfi
uygulamalarıyla sulandırılan bu kurul, güvenirliliğini yitirmiştir.
Bu kurul lağvedilerek yeniden yapılandırılmalıdır.
İnsan Hakları Danışma Kurulu Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma
Grubu Raporunda şu ifadeler yer alıyor:
1. 1923 yılında imzalanan Lozan’da “etnik, dilsel ve dinsel azınlıkları”
kabul etmemiş olmamız hatadır. Ülkemizde yalnızca gayrimüslim azınlık
yoktur. Bu nedenle Lozan’da Türk tarafı hata yapmıştır. Azınlıklar
konusu Türkiye’yi boşu boşuna meşgul etmekte ve sıkıntıya sokmaktadır.
Yakında Türkiye azınlıklar konusunu zaten AB zoruyla kabul edecektir.
Eğer bu yapılmazsa Türkiye’deki azınlıklar Uluslar arası koruma
kapsamına girecek ve tüm T.C. yurttaşları adına,
Uluslar arası örgütlere Türkiye’ye müdahale hakkı doğacaktır.
2. Hiç kimseyi zorunlu T.C. yurttaşı yapamayız.
3. Anayasa’mızın değiştirilemeyeceği hüküm altına alınan 3. maddesinde;
Türkiye devleti, Ülkesi ve Milletiyle bölünmez bir bütündür. “Dili
Türkçe’dir.” ibaresi yanlıştır. Devletin dili olmaz.
Devlet bölünmeyebilir ancak Milletin bölünmez bütünlüğü kavramı doğru
değildir. Bu tanım Milleti oluşturan alt kimliklerin inkarı anlamına
gelmektedir.
4.
“Milli güvenlik”, azınlıklara tanınan hakların sınırlandırılması için
bir gerekçe olamaz. Azınlık Vakıflarının mülk edinmesinin önünün
açılması gerekir. Bugüne kadar bu konuda birçok hata yapılmıştır.
5. Aslında Türkler de ülke içinde etnik bir guruptur.
6. 1990’ların başında Türkiye bir “Sevr Sendromu”na girmiştir.
7. Ülkenin bölünme tehlikesinin bugün de ileri sürülmesi rahatsız
edici
paranoyak bir ruh hastalığıdır.
8. Doğu Karadeniz’de Pontus Devleti’nin kurulacağından, dönmelerin
Türkiye’yi idare edeceğinden, Fener Patrikhanesi’nin İstanbul’da bir
tür
Vatikan devleti kuracağından bahsetmek bu ruh hastalığının
belirtileridir. Nasıl ki Kemalist reformlara irticacı tepkiler
gelmişse; bu gün yapılmak istenen reformlara da “Sevr Paranoyası”nın
beslediği zihniyet şiddetle direnmektedir.
Ancak artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Yargıtay’ın üzerinde bir
mahkemedir. Bu nedenle, tüm davalar bu mahkemede tekrar görüşülecek
ve karara bağlanacaktır. Bu noktadan geriye dönüş zordur. Bu haklar, AB
uyum yasalarıyla parça parça verilmektedir.
9.
T.C. Anayasası ve ilgili yasalar yeni baştan yazılmalıdır.
10.
Merkezi yönetim ve yerel yönetimler şeffaflaştırılmalı ve
demokratikleştirilmelidir.
11. Artık insan hakları ve özgürlüklerine yönelik tüm belge ve sözleşmeler
çekincesiz olarak imzalanmalı ve onaylanmalıdır.
12.
Ulus - devlet modeli ve anlayışı değiştirilmelidir. Yeni toplum
yalnızca gönüllü vatandaşlardan oluşmalıdır.
13. Ülkenin bu günkü kötü durumun tek sebebi, 1920 ve 30’ların Kemalist
devlet modelinde ısrar edilmesidir. Bu ısrardan, vazgeçilmelidir.
Yukarıda 13 madde ile özetlediğimiz bu ihanet belgesi azınlık raporunu,
Türkiye Kamu-Sen’in tüm mensupları adına, bize Cumhuriyeti emanet eden
büyük Atatürk ve silah arkadaşları adına ve de yüce
Türk Milleti adına, değil bir defa, yüz bin defa karşımıza çıksa yine
yırtar atarız.
Hepinize saygılar sunuyorum.
Raporun
Tamamını okumak için Tıklayınız
02.11.2004
|

BAŞBAKANLIK MAKAMINA
Ankara
Başbakanlık nezdinde bulunan, İnsan Hakları Danışma
Kurulu'nun
1.10.2004 günü yapılan Genel Kurul Toplantısı usule ve yasaya uygun
olarak
yapılmamıştır, alınan kararlar
geçersizdir. Bu toplantıda kabul edildiği iddia
edilen "Rapor" ların incelenmeksizin
Danışma Kurulu'na iade edilmesi
gerekir. Şöyle ki:
1.- İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun 1.10.2004 günlü
toplantı Genel Kurul Tutanağın'da görüldüğü üzere, toplantı nisabının
sağlandığı yolunda hiçbir
kayıt yoktur. Toplantı Tutanağı
dışında bir başka belgenin sunulması halinde geçersiz olacağı açıktır.
2.-
Genel Kurul kapandıktan sonra, öğleden sonra yeniden açıldığında,
toplantı nisabının sağlanıp
sağlanmadığı gene araştırılmamış ve bu husus Toplantı Tutanağı'nda yer
almamıştır. Genel Kurul Toplantısı usul ve yasaya aykırıdır.
3.- Genel Kurul Tutanağında, toplantıda konuşan kişilerin isimleri ve
görüşleri yer almaktadır. Bu isimlere baktığımız zaman, İnsan Hakları
Danışma Kurulu Üyesi olmayan, hiçbir temsil yetkisi bulunmayan kişilerin
toplantıya katıldığı, konuştuğu ve oy kullandığı görülmektedir. Bu husus
Genel Kurul Toplantı Tutanağı ile sabittir.
4.-
Rapor ve kararların oylaması da bu suretle yapılmış; üye olmayan,
yetkisi olmayan kişiler oylamaya
katılmıştır. Bazı Dernek ve Kuruluşların getirdiği başka kişiler de oy
kullanmış, bir kuruluş adına birden fazla oy kullanılmıştır. Kararların
oylaması da usule ve yasaya uygun değildir.
5.- Raporları hazırlayan; İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı ile
Azınlık ve Kültürel Haklar Komisyonu Başkanı, yaptıkları açıklamalarda,
Genel
Kurul'da konuşulan rapor metinlerini daha sonraki tarihlerde ve çeşitli
kereler
değiştirdiklerini, ekleme ve çıkarmalar yaptıklarını, hatta Rapor'u
Başbakanlığa verdikleri gün olan 22.10.2004 günü daksille silerek ek ve
ilaveler yaptıklarını
kabul ve ikrar etmişlerdir. Bu suretle evrakta tahrifat yapılmış ve
görev
suistimal edilmiş olduğu gibi, adı geçen kişilerin, kişisel görüşlerini
yansıtan
raporun, İnsan Hakları Danışma
Kurulu'nun Raporu olmadığı ve Kurul'u
bağlamadığı da açığa
çıkmış olmaktadır.
Bu durumda ; İnsan Hakları Danışma Kurulu Raporları olarak
Başbakanlıkla sunulan belge ve raporların hazırlanış ve kabul ediliş
biçimlerinin
yasaya ve usule aykırı olduğu, geçersiz olduğu sabit olmaktadır. Kişisel
görüşlerini, İnsan Hakları Kurulu Raporu adı altında Başbakanlığa
verenler
görevlerini suistimal etmiş ve yetkilerini aşmışlardır. Raporda imzası
bulunan
iki kişiden başka hiç kimsenin görüşünü yansıtmayan ve İnsan Hakları
Kurulu'nun eseri olmayan bu yazılı evrakların, Kurul Raporu olarak kabul
edilmemesi, nazara alınmaksızın iade edilmesi gerekmektedir.
Saygılarımızla.
26.10.2004
İNSAN HAKLARI
|
26.10.2004
»
Türkiye Kamu-Sen,
Azınlık raporunu hazırlayanlara sert tepki gösterdi
RAPOR ÜLKE TEMELİNE DİNAMİT
KOYMAKTIR
Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve İnsan Hakları Danışma Kurulu Üyesi
Fahrettin YOKUŞ, Azınlık Raporunun aceleye getirilerek birkaç kişi
tarafından hazırlandığını ve Cumhuriyetin temel niteliklerine saldırı
amacını taşıdığını belirterek bu rapora karşı red oyu kullanacaklarını
söyledi.
Konu ile ilgili olarak bir açıklama yapan YOKUŞ,
Anayasanın temel niteliklerine ve ülkemizin temel nitelikleri ile milli
birliğine saldırılar içeren raporu hazırlayanlar ve kurul başkanı hakkında
suç duyurusunda bulunacaklarını kaydetti.
YOKUŞ’un açıklaması şöyle:
Türkiye Kamu-Sen’in de üyesi bulunduğu
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun 01.10.2004 tarihinde yaptığı
toplantıda görüşerek oyladığı “Azınlık Raporu” ile ilgili düşüncelerimiz
şunlardır:
Başta kamu kuruluşlarından olmak üzere sivil toplum örgütlerinden toplam 78
üyenin bulunduğu Danışma Kurulu’nun 1 Ekim tarihli toplantısında katılımın
oldukça düşük olduğu. gözlenmiştir.Azınlık raporu ile ilgili oylamanın
yapılacağı öğleden sonra oturumunda toplam 33 kişinin toplantı salonunda
bulunduğu bilinmektedir. Nitekim oylama 24 kabul 7 red 2 çekimser oy ile
tamamlanmış ve rapor kabul edilmiştir. Kurul toplantısına olan düşük
katılımın en üzücü tezahürü kamu kurum ve kuruluşlarının 19 temsilcisinin
sadece 5-6 arasında kişi ile katılım sağlamalarıdır. Toplantı tarihinden
önce ve toplantı sırasında kurul üyelerine ilgili rapor örneği gönderilmemiş
ve dağıtılmamıştır. Toplantı günü Türkiye İnsan Hakları 2004 Raporu’nun
fotokopi çekmek sureti ile dağıtımının yapılmasına rağmen tartışma konusu
rapor kamuda tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek üyelerin çoğunluğuna
dağıtılmamıştır ve okuyup inceleme fırsatı bulamadıkları bir rapor hakkında
oy kullanmaları üyelerden istenmiştir.Raporu hazırlayan komisyon üyelerinin
elinde bulunan rapor diğer üyelere dağıtılmamıştır.
Rapor maalesef toplantıdan 2 hafta sonra (15 Ekim 2004) e-posta aracılığı
ile üyelere ulaşmıştır..) Başta Prof. Dr. İbrahim KABOĞLU olmak üzere
kurulda görev alanlar ve raporu hazırlayanlar rapora karşı itirazlarını ve
milli hassasiyetlerini sunan kişilere karşı olumsuz bir tavır sergilemişler
ve onları susturma girişiminde bulunmuşlardır. Bir çok sivil toplum örgütü
temsilcisinin “bu raporu olumlu veya olumsuz oylamamız için kurumalarımıza
örgütlerimize danışmamız, onların görüşlerini almamız gerekmektedir. Raporun
bu şekilde aceleye getirilmesini içimize sindirememekteyiz” beyanlarına
rağmen sadece birkaç kişinin hazırladığı rapor, topluluğun birçok üyesinin
görüşü alınmaksızın kurulun görüşlerini temsil ediyormuş gibi oylamaya
sunulmuştur. Bizler de Türkiye Kamu-Sen camiası adına diğer 6 üye ile
birlikte ülkemizin milli hassasiyetleri ve devletimizin üniter yapısı ile
Cumhuriyetimizin temel niteliklerine saldırı amacı taşıyan bu rapora karşı
red oyunu kullanmış bulunmaktayız.
Demokrasi ve insan haklarını temsil ettiğini öne süren ve Başbakanlık
kurumunun adını ve imkanlarını kullanan bu kurulun hazırladığı raporun
ülkemizin temeline dinamit döşeme gayesini gütmesi bir yana, katılımcılık,
çoğulculuk gibi demokrasinin temel ilkelerini ihlal etmesi de endişe
vericidir.
Aydınlatılması Gereken Konular:
1) Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulunu oluşturan 19 kamu kurum
ve kuruluşu 53 sivil toplum örgütü ve 6 öğretim üyesi hangi kriterlere göre
belirlenmiştir?Daha sonra kurula ilave edilen 7 sivil toplum örgütü hükümet
tarafından çağrılmıştır.100 üyesi dahi bulunmayan bir kısım sivil toplum
örgütleri bu kurulda ne maksatla görevlendirilmiştir?
2) Başbakanlığa bağlı olan bu kurul Başbakan Yardımcısı Sn. Abdullah
Gül’ün sorumluluğundadır. Azınlık Raporu oylanırken 19 kamu kurum ve
kuruluşunda görevlendirilen yetkili kurul üyelerinin büyük bölümünün
toplantıda olmayışının gerekçesi mutlaka açıklanmalıdır.
3) Oylamaya katılan kamu kurum temsilcileri ile sivil toplum
örgütleri ne yönde oy kullandıklarını açıklamalıdırlar.
4) Toplantı ve Karar yeter sayısına bakılmadan 78 kişiden oluşan
kurulun 24 kişisinin oylarıyla rapor kamuoyuna tüm kurulun raporu gibi
yansıtılmıştır.Kamu kurumlarını ve sivil toplum örgütlerini töhmet altında
bırakan ve bir oldu bitti ile raporu kuruldan yeter sayı olmadan oylatan Sn.
Prof. Dr. İbrahim KABOĞLU hakkında bir işlem yapılıp yapılmayacağı hükümet
tarafından açıklanmalıdır.
Türkiye Kamu-Sen olarak meselenin takipçisi
olacağımızı Anayasamızın temel niteliklerine ve ülkemizin milli birliğine
saldırılar içeren bu raporu hazırlayanlar ile Kurul Başkanı Prof. Dr.
İbrahim KABOĞLU hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı kamuoyuna saygı ile
duyururuz.
»
Toplu Görüşmeler Resmen Sona Erdi.
KAMU
ÇALIŞANI TUTANAĞI ŞERHLİ İMZALADI
Hükümetle kamu çalışanları arasında süren toplu görüşmeler resmen sona erdi.
Memurların özlük haklarının sağlanması için iki ayrı komisyon kuruldu.
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, “Hükümetin samimiyetine
güvenmiyoruz” dedi.
Hükümet ve yetkili memur sendikaları arasındaki 2005
yılı toplu görüşmelerin son toplantısı bugün sona erdi. Başbakanlık Merkez
Bina'da saat 10.00'da Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin
başkanlığında yapılan görüşmeler yaklaşık 4 saat sürdü. Görüşmelerde,
hükümet ve sendikaların daha önce mutabakata vardığı 50 maddelik özlük
haklarının iyileştirilmesi konularında iki ayrı komisyonun oluşturulmasına
ve bu komisyonların 15 günde bir çalışma toplantısı yapmasına karar verildi.
Mutabakatsızlık metni hükümet adına Bakan Şahin tarafından imzalanırken,
Türkiye Kamu-Sen tutanağı 'şerhli' imzaladı. Görüşme sonunda Türkiye
Kamu-Sen Başkanı Bircan Akyıldız, hükümetin toplu görüşmeler sürecinde usul
yanlışlığı yaptığını belirterek, "Siyasi iradenin özellikle özlük ve
demokratik haklar ile çalışma şartları konularında hukuki düzenleme
yapmasını bekliyoruz" dedi. Akyıldız, yaklaşık bir aydır kamu çalışanlarının
haklarını korumak için büyük bir samimiyetle görev yaptıklarını
vurgulayarak, "Kamu çalışanlarının herhangi bir hakkının kaybolacağı bir
çalışmayı kabul etmeyeceğiz. Biz iyi niyet ve samimiyetimizi gösterdik, bunu
sürdüreceğiz. Ama hükümetin samimiyetine güvenemiyoruz. Bu güvensizliği
ortadan kaldırmak siyasi iradenin görevidir" diye konuştu.
»
Hükümetin ortalama yüzde
10.7'lik artışına Türkiye Kamu-Sen tepki gösterdi
HUKUK MÜCADELESİ BAŞLIYOR
Hükümetin kamu çalışanlarına 2005 yılı için ortalama yüzde 10.7’lik
açıklamasının ardından bir basın toplantısı düzenleyen Türkiye Kamu-Sen
Genel Başkanı Bircan Akyıldız, “Biz memur maaşlarında 180 milyon iyileştirme
yapıldıktan sonra yüzde 12’lik zamma evet dedik. Ancak hükümet bu öneriyi
dikkate almadığı gibi Uzlaştırma Kurulu kararlarını da hiçe saymıştır. Hukuk
mücadelesini başlatıyoruz” dedi.
SİYASİ OTORİTE HUKUK TANIMIYOR
4688 Sayılı Kanunun 35. maddesinin açık olduğunu ifade
eden Akyıldız, “ Kanunun 35. maddesi son derece açık. Ancak siyasi otorite
bunu hala kabullenmek istemiyor. Biz kamu çalışanlarına önerilen zammı
siyasi otorite ile görüşmedik. Bir görüşme yapmadan siyasi otorite zam
oranlarını açıkladı. Bakan bu konuda biz toplantıya bile davet etmedi.
Açıklanan bu kararla siyasi otorite hukuk tanımazlığını bir kez daha ortaya
koydu” diye konuştu.
AB GÖRÜNTÜSÜ ALTINDA TAVİZ
“Siyaset ben güçlüyüm gücümü kullanıp istediğimi
yaparak yapılmaz” diyen Bircan Akyıldız şunları söyledi: “Bu tür söylemler
politikaları gerginlik yaratır. Hiçbir siyasi otorite hukuktan kaçamaz. Bu
yapılan hukuk ayıbıdır. Siyasi otorite önümüzdeki hafta bizi toplantıya
çağırıyor. Bu toplantıya sadece prosedürü tamamlamak için gideceğiz. Bundan
sonra hukuk mücadelesi başlatıyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne
müracaat edeceğiz. Biz bunu yapmadan önce çok düşündük, ancak siyasi otorite
bize başka bir yol bırakmadı. Hükümetin bu yaptığı AB görüntüsü altında
sosyal kesimlerden taviz istemektedir. Ancak biz asla taviz vermeyeceğiz”
»
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan AKYILDIZ,
Uzlaştırma Kurulu Kararlarını Değerlendirdi.
EN
DÜŞÜK MEMUR MAAŞI 710 MİLYON LİRA OLMALI
Düzenlediği bir basın toplantısı ile Uzlaştırma Kurulu Kararlarını
değerlendiren Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, yaptıkları
hesaplamalara göre, en düşük kamu işçisinin 670 milyon lira maaş aldığını,
sosyal yardımlarla birlikte 2005 Ocak ayında memur maaşlarının en az 710
milyon TL. olması gerektiğini açıkladı. Hükümetin Uzlaştırma Kurulu
kararlarını uygulamaması durumunda kamu çalışanlarının haklarını korumak
için her türlü girişimi yapacaklarını bildiren Akyıldız, “Gerekirse Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi ile ILO’ya da gideriz” dedi.
Akyıldız’ın açıklaması şöyle:
Uzlaştırma Kurulu, öncelikle en düşük memur maaşının
kamuda çalışan en düşük işçinin maaşına çıkarılmasını daha sonra da bu
ücretlerin üstüne 2005 yılının ilk ve ikinci altı ayları için düşük ücretli
memurlarda yüzde 6 + 6, yüksek ücretli memurlarda yüzde 5+5 zam yapılmasını
öngörmektedir. Kamuda çalışan en düşük sözleşmeli işçi ücreti ikramiye dahil
670 milyon TL’dir. (Yevmiye 20 milyon TLx30 gün, yılda dört ikramiyenin
aylık yansıması 165 milyon TL, gayri müsait şartlardan dolayı 62 milyon,
toplam sosyal yardımlardan herkese ödenen 50 milyon TL. Toplam olarak net
670 milyon TL)Uzlaştırma Kurulu Kararına göre önce bu seviyeye getirilecek
olan en düşük memur maaşı 2005 yılının Ocak ayında yapılacak artışla
birlikte 710 milyon TL’ye, Temmuz 2005’te de 753 milyon TL’ye ulaşması
gerekmektedir.
Görüleceği üzere Uzlaştırma Kurulu hükümetin memurlara vermeyi düşündüğü
zammı, en düşük ücretlere yüzde 39.3 oranında artırmıştır.
Bunun yanında Uzlaştırma Kurulu, 2002 ve 2003
yıllarında almış olduğu kararlarda ulaşım, kira, gıda ve giyim yardımlarının
bu yıl imkanlar ölçüsünde artırılarak uygulanmasını talep etmektedir. Bu
yardımların ortalama ücretlere yansıması aylık yaklaşık 85 milyon TL
dolayındadır. Ulaşım yardımı aylık 30 milyon TL, gıda yardımı aylık 20
milyon TL ve kira yardımı da aylık 35 milyon TL. Bunlara ayrıca 2005 yılı
için imkanlar ölçüsünde yeni artışların da eklenmesi önerilmektedir.
Ücretlere doğrudan yansıyacak olan bu yardımlar dışında
kurul kararları gereği daha önce 631 sayılı KHK kararname ile yanlızca belli
kademelerdeki memurlara getirilen görev aylığının kapsamının genişletilerek,
tüm memurlara uygulanması talebi bizler için son derece memnun edici bir
karardır.
Yukarıda saydığımız ve uzlaştırma kurulunca da teyid
edilen kararlar Türkiye Kamu-Sen’in toplu sözleşme masasına getirdiği haklı
talepleridir. Uzlaştırma kurulunun da bu talepleri dikkate alarak verdiği
kararlar taleplerimizin ne derece yerinde olduğunu bir kez daha
göstermiştir. Uzlaştırma Kurulunun vermiş olduğu mali kararlarla birlikte,
toplu sözleşme sürecinde hükümetle mutabakata vardığımız sosyal güvenlik,
hukuk, çalışma şartları, demokratik haklar ve özlük hakları ile ilgili
konuları da birleştirdiğimizde memurlarımızın kazanımlarının ne denli önemli
kazanımlar olduğu görülecektir. Ancak belli bir kısım çevreler uzlaştırma
kurulunun kararlarını farklı yönlere çekerek kamuoyunu yanlış
bilgilendirerek kafaları karıştırmaya çalışmaktadır. Bazı gazetelerde
memurların yüzde 17 zam talebinden vazgeçerek Uzlaştırma Kurulu’nun verdiği
kararların memurların haklarını geriletmesine rağmen, sendikaların bunu
kabul ettiği yönünde asılsız haberler çıkmaktadır. Bu tür haberler kamu
çalışanlarının kafasını karıştırmaktadır.
Bizler Türkiye Kamu-Sen olarak yukarıda saydığımız kurul kararlarını, yani
en düşük memur maaşının, 31.12.2004 tarihi itibarı ile en düşük kamu
işçisinin ikramiye dahil maaşına yükseltildikten sonra 2005 yılı için düşük
ücretlilere yüzde 6 + 6, yüksek ücretlilere yüzde 5+5 zam verilmesini,
ulaşım, gıda, giyim ve kira yardımları ve 631 sayılı KHK’nin kapsamının
genişletilerek tüm memurlara uygulanmasını bir bütün olarak ele aldığımızda
kararları memnun edici bulduğumuzu ve kabul etmeye hazır olduğumuzu bir kez
daha bildiriyoruz. Hükümetin iyi niyetini ortaya koymasıyla birlikte, toplu
görüşmeler sonunda karşılanmayan diğer mali haklarımızın bir sürece
yayılarak ileriki yıllarda uygulamaya konulmasının da takipçisi olacağımızı
belirtiyoruz.
Ancak bu denli uzlaşmacı tavrımıza rağmen siyasi
iradenin uzlaşmaz tavrını sürdürmesi ve uzlaştırma kurulunun 2005 yılı için
verdiği kararları da kabul etmemesi halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
ve ILO da dahil olmak üzere tüm uluslar arası girişimleri başlatmak üzere,
durumu bir kere daha değerlendireceğimizi hatırlatmak istiyoruz.
»
Akyıldız: Haklılığımız Bir Kez Daha Teyit Edildi
UZLAŞTIRMA
KURULU KARARLARI AÇIKLANDI
Uzlaştırma Kurulu, 31 Aralık 2004 tarihindeki en düşük net memur maaşının,
aynı tarihteki en düşük aylık ücretli kamu işçisinin ikramiye de dahil aylık
ücretine ve yetkililerce objektif kriterlere göre belirlenecek alt
derecedeki memur maaşlarına ilk 6 ay için yüzde 6, ikinci 6 ay için ise
yüzde 6, diğer memur maaşlarına ise ilk 6 ay için yüzde 5, ikinci 6 ay için
de yüzde 5 oranında zam yapılmasını önerdi.
Konu ile ilgili olarak bir açıklama yapan Türkiye
Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, kararı memnuniyetle karşıladıklarını
belirterek, Türkiye Kamu-Sen'in taleplerinin bir anlamda Uzlaştırma Kurulu
tarafından teyit edildiğini kaydetti. Siyasi iradenin bu aşamadan sonra
ücret dağılımını taban aylığı seyyanen yansıtacak şekilde bir yol izlemesi
gerektiğinin altını çizen Akyıldız, kararların uygulanamayacak kararlar
olmadığını söyledi.
Hükümet ile memur sendikaları arasında yürütülen toplu
görüşmelerde anlaşma sağlanamaması üzerine Yüksek Hakem Kurulu Başkanı ve 4
üniversite öğretim üyesinden oluşan Uzlaştırma Kurulu, çarşamba günü
başlattığı çalışmalarını tamamladı. Kurul, oy birliğiyle aldığı kararlara
göre, 31 Aralık 2004 tarihindeki en düşük net memur maaşının, aynı tarihteki
en düşük aylık ücretli kamu işçisinin ikramiye de dahil aylık ücretine
yükseltilmesini ve yetkililerce objektif kriterlere göre belirlenecek alt
derecedeki memur maaşlarına ilk 6 ay için yüzde 6, ikinci 6 için yüzde 6,
diğer memur maaşlarına ise ilk 6 ay için yüzde 5, ikinci 6 ay için yüzde 5
oranında zam yapılmasını önerdi. Enflasyonun her 6 ay sonunda hedeflenenin
üzerine çıkması halinde bu miktarın, o 6 aylık dönem sonunda artış olarak
ücretlere eklenmesini benimseyen Kurul, geçmiş yıllarda Uzlaştırma Kurulu
raporlarında yer aldığı halde uygulanmayan kira yardımı, gıda yardımı ve
büyük şehir belediye hudutları dahilinde görevli memurlardan servis
araçlarından yararlanmayanlara ulaşım yardımının zaman içinde ve imkanlar
ölçüsünde artırılacak şekilde yapılmasını tavsiye etti.
KURULUN ÖNERİLERİ ŞÖYLE:
1- 31Aralık 2004 tarihindeki en düşük net memur maaşının, aynı
tarihteki en düşük aylık ücretli kamu işçisinin ikramiye de dahil aylık
ücretine yükseltilmesi,
2- Yetkililerce objektif kriterlere göre belirlenecek alt derecedeki
memur maaşlarına ilk altı ay için yüzde 6, ikinci altı ay için yüzde 6,
diğer memur maaşlarına ise ilk altı ay için yüzde 5, ikinci altı ay için
yüzde 5 oranında zam yapılması,
3-Enflasyonun her altı ay sonunda, hedeflenenin üzerine çıkması
halinde bu miktarın, o altı aylık dönem sonunda artış olarak aylıklara
eklenmesi,
4-2002 ve 2003 yıllarında Uzlaştırma Kurulu Kararlarında yer alıp da
uygulanmayan;
a) Kira yardımı,
b) Gıda yardımı,
c) Büyükşehir Belediye hudutları dahilinde görevli
memurlardan servis araçlarından yararlanamayanlara ulaşım yardımının, zaman
içinde ve imkanlar ölçüsünde artırılacak şekilde yapılması,
d) Daha önce belli derecelerdeki memurlara uygulanan görev
tazminatının kademeli de olsa tüm memurlara yaygınlaştırılmasının
sağlanması,
5-Kurumlar arasında farklılık arz ettiği ifade edilen giyecek
yardımının bir standarda kavuşturulması ve amacına uygun olarak yapılması
kurul tarafından oy birliği ile kararlaştırılmıştır.
ÖZEL
HABER
Toplu Sözleşme sürecinde
Genel Mali Sekreterimiz Sn. A. Memduh ÖZER, Ankara 2 No.lu Şube Başkanımız
Sn. Metin DURAK, Anayasa Mahkemesi çalışanlarına Toplu Sözleşme masasında
alınan, haklarla ilgili gelişmeleri iletmişlerdir. Yapılan Toplantıda
Anayasa Mahkemesi Temsilcimiz Sn. Aydın YILMAZ anlattığı bir hikaye ile
sendikal mücadelenin geleceğine ışık tuttu.
Hikayeyi
Okumak için Tıklayınız.
09.10.2004
»
Akyıldız: Fatura Her Seferinde Dar Gelirliye Kesiliyor
TÜRKİYE KAMU-SEN UZLAŞTIRMA KURULU'NA BAŞVURDU
Türkiye Kamu-Sen hükümetle tamamlanan toplu görüşmelerde anlaşmaya
varamadıkları ücret zamları konusunda Uzlaştırma Kurulu’na başvurdu. Türkiye
Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, hükümeti Uzlaştırma Kurulu
kararlarına uymaya davet etti.
15-30 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen toplu
görüşmelerden sonra Uzlaştırma Kurulu’na giden Türkiye Kamu-Sen, mali
konularda itirazını yaptı. Çalışma Bakanlığı’ndaki Uzlaştırma Kurulu’ndan
çıkışta açıklama yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız,
siyasi iradenin iki yıldır Uzlaştırma Kurulu kararlarını uygulamadığına
işaret ederek, bu kararlara uymaya davet etti.
MEMURA ARTI 1 DERECE
Özellikle kamu çalışanlarına 1978 yılında uygulanan bir
derece uygulamasının tekrar uygulanması konusunda taleplerinin hükümet
tarafından olumlu karşılandığını ifade eden Akyıldız, “Hükümetle 1991
yılından sonra işe giren memurlar için bir derece verilmesi hususunda
mutabakat sağlandı. Bunun dışında özellikle çok önemli olduğuna inandığımız
disiplin cezalarının affı, tayin, terfi ve atamalarla, görevde yükselme,
özlük haklarının yeniden düzenlenmesi ve kreş konularında mutabakata vardık.
Ancak bizim çok önemli olan 4688 sayılı yasa kapsamında grevli , toplu
sözleşmeli siyaset yapma ve yönetime katılma haklarını içeren bir sendikal
hakkın kamu çalışanlarına verilmesi hususunda mutabakata varılması
sevindiricidir. Bu konularla ilgili olarak önümüzdeki günlerde yasal
düzenlemeler yapılacaktır. Bu konuların Türkiye kamu-Sen olarak takipçisi
olacağız.” dedi.
BÜROKRASİNİN KATI TUTUMU
Mali konulardaki haklarla ilgili olarak siyasi iradenin
bürokrasi duvarına çarptığını kaydeden Akyıldız, “Bizim taleplerimizle
hükümetin talepleri arasında fazla bir uçurum yok. Ancak taleplerimiz
bürokrasinin katı tutumuyla karşılaşmıştır. Taleplerimizin atla deve
olmadığını siyasi iradeye tekrar hatırlatmak istiyoruz” diye konuştu.
Siyasi iradenin iki dönemdir Uzlaştırma Kurulu Karalarını
uygulamadığını hatırlatan Akyıldız, “Siyasi iradeyi bu karalara uymaya davet
ediyoruz. Uzlaştırma Kurulu Kararlarını uygulamamak hukuk tanımazlıktır. 631
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre üst düzey bürokratlara 250-400 milyon
TL arasında önceki dönemlerde zam yapıldı diğer tarafta ise fatura her
seferinde dar gelirli kesime kesildi” şeklinde konuştu.
»
Kamu Görevlilerinin Çalışma Koşulları, Sosyal ve Mali Haklarının
İyileştirilmesi İle İlgili Olarak Mutabık Kalınan Hususları Okumak İçin
Burayı Tıklayınız.
30.09.2004
GENEL BAŞKANIMIZIN BİLGİLENDİRME TOPLANTISI
Tüm Kamu
çalışanlarını yakından ilgilendiren ve bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek
olan toplu sözleşme süreci 15 Eylül 2004
Çarşamba günü başlamıştır. Bu süreçle ilgili
olarak yapılan
toplantılarda gelişmeleri Türk Büro-Sen Genel Başkanı Sn. Fahrettin YOKUŞ
kısaca şöyle değerlendirdi.
Sorumlu
sendikacılık anlayışımız gereği, mücadelemizin sadece ücret sendikacılığından
oluşmadığının bilincindeyiz.
Bir yandan ülkemiz içinde bazı güç
odakları kötü emellerine ulaşabilmek için hain
planlarını
uygulamaya koyarken diğer yandan bilinçli yada bilinçsizce çıkarılmaya
çalışılan, başta Kamu Yönetimi Reformu ile üniter devlet yapımız
parçalanmaya
çalışılmakta, diğer yandan da bu kanun tasarısının devamı niteliğinde olan
ve memur olgusunu ortadan kaldıracak
Kamu Personel Rejimi yürürlüğe
konulmaya
çalışılmaktadır.
Türkiye'nin
içinde bulunduğu durumun farkında olan Konfederasyonumuz, bu bilinç
içinde toplu sözleşme hazırlıklarını tamamlamıştır.
Ancak
bilinmelidir ki;
konfederasyonumuz açısından birincil öncelik Türk
Devleti'nin bağımsızlığı ve
bölünmez bütünlüğüdür. Ekonomik ve sosyal taleplerimiz
bunlardan sonra
gelmektedir. Çünkü devlet olmadan memur da olmaz.
BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Sözleşmenin 8. maddesi,
ILO'nun 87 Sayılı Sözleşmesinin kamu çalışanlarına uygulanmasını
düzenleyen 151 Sayılı
Sözleşmesi, ILO'nun
98 Sayılı Sözleşmesi, Avrupa
Sosyal Şartı'nın 5. ve 6.
maddeleri, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 23. maddesi, Avrupa
İnsan
Haklan Sözleşmesi'nin 11. maddesi ve
ülkemiz tarafından onaylanmış bulunan bu
sözleşmelerin; Anayasamızın 90. maddesi,
hükmüne göre değerlendirilmesi sonucu,
kamu çalışanlarına, toplu görüşme yerine
toplu sözleşme yapmayı , uluslar arası
sözleşmelerden kaynaklanan anayasal bir
hak olarak vermektedir. Türkiye Kamu-Sen
de bu yıl, kaynağını Anayasamızdan alan bu
hakla 2005 yılı için Kamu İşveren Kurulu
ile toplu sözleşme masasına
oturacaktır.
2004 yılının
ilk altı
ayında büyüme hızı yüzde 13,5 olarak ölçülmüştür. Başbakana göre kişi başına
düşen milli gelirin 2004 yılı sonunda 4 bin doları aşması beklenmektedir.
Bütün bu
gelişmeler ışığında, bu yıl üçüncü defa
oturacağımız, bize göre toplu sözleşme
masasında hükümetin "kaynak yok" mazeretinin konfederasyonumuz nezdinde
kabul
edilebilir
hiçbir gerekçesi kalmamaktadır.
Türkiye
Kamu-Sen olarak bizler yaşamakta
olduğumuz ekonomik büyümeden ve artan milli gelirden bir çalışan olarak hak
ettiğimiz payı istiyoruz.
Her ne kadar
taleplerimiz toplumun değişik kesimlerine çok yüksek ücretler
istiyormuşuz gibi iletilse de aslında amacımız
kamu çalışanlarım açlık sınırından
kurtarmak ve yoksulluk sınırına çekmek içindir. Taleplerimizin içinde refah
ücreti
dahi bulunmamaktadır.
Uzlaştırma Kurulu'nun
2002 ve 2003 yıllarında aldığı kararlar bizim kazanılmış
hakkımızdır. Hak ettiğimiz ancak bu güne değin verilmeyen haklarımızı
almak
istiyoruz.
Bu süreç içinde;
•
15
Eylül 2004 Ankara'da Toplu
Sözleşme çadırı kurularak, basın
açıklamaları
ile kamuoyuna bilgi verilmektedir.
•
17 Eylül
2004 Ankara ve metropol illerde hükümetin vaadleri yazılı balonlar
basın açıklamaları
ile
"hükümet sözünü tut" , "yeter artık" eylemi
gerçekleştirilmiştir. Toplu sözleşme sonucuna göre balonun
patlayıp patlamayacağı belli olacaktır.
•
21
Eylül 2004 Tüm illerde, öğle yemekleri yerine simit dağıtılarak basın
açıklamaları yapılmıştır.
•
24 Eylül
2004 "psikolojimizi bozdunuz vizite eylemi" yapılmıştır.
•
Toplu
sözleşme sürecinin sonrasında arzu edilen neticenin
alınamaması
durumunda tüm illerde kitlesel yürüyüşler yapılacak ve "ampul patladı"
eylemi
gerçekleştirilecektir.
Türkiye Kamu-Sen diğer
konfederasyonlarla birlikte genel grev de dahil her türlü karara
uyacaktır.
Kamuoyuna duyurulur.
MHP
LİDERİ DEVLET BAHÇELİ:
IMF, TOPLU SÖZLEŞME ÇADIRINI DA ZİYARET ETSİN
MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli Türkiye Kamu-Sen’in toplu sözleşme
çadırını ziyaret ederek kamu çalışanlarına haklı mücadelelerinde destek
verdi. Türkiye’de görüşmelerde bulunan IMF heyetinin sivil toplum
kuruluşlarıyla görüşerek ekonomik sorunlarını tartıştığını belirten Bahçeli,
“IMF heyeti ekonominin yükünü omzunda taşıyan çalışanların çadırını da
ziyaret etmeli” dedi.
DUYARLILIK GÖSTERİLMELİ
Kamu çalışanlarının sendikal haklarının kazanılmasını yanında onların sosyal
ve ekonomik haklarının da verilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, “Türkiye
ekonomisi zaman zaman kriz dönemleri yaşamıştır. Zamana zaman da iyileşme
dönemleri yaşamıştır. Fakat her dönemde dar ve sabit gelirlerin özellikle
kamu çalışanlarının ekonomik sıkıntılar çektiği bilinen bir konudur. Bunu
aşabilmek için kamu çalışanlarının sendikalarının birlik ve beraberlik
içerisinde karakterini yansıtan her türlü gayrete tüm siyasal kurumlar başta
da iktidardaki siyasal otorite duyarlılık göstermeli Türk ekonomisine önemli
bir katkı sağlamış olan bu kesimi yönetim içerisinde görev almış insanlar
olarak görüp sosyal ve ekonomik haklarını kazanmalarına yardımcı olmaları bu
faaliyetlerini anlayışlı olarak karşılamalarını temenni ediyorum” dedi.
KAMU ÇALIŞANLARI İHMAL EDİLMEMELİ
Kamu çalışanları federasyonlarının yaptığı araştırmaları yakından takip
ettiklerini de eden Bahçeli şunları söyledi: “ Bu araştırmalardan takip
ettiğimize göre kamu çalışanlarının çoğunun açlık sınırında yaşadığını
biliyoruz. Bundan kurtulmaları gerek onunu için Türkiye’de bir asgari refah
seviyesinin belirlenmesinde yarar vardır. Türkiye’de yaşayan insanların
açlık sınırında yaşamasından kurtulabilecek, çoluğunu çocuğunu namerde
muhtaç olmadan geçindirebilecek, huzur içinde yaşayacağı bir asgari refah
düzeyine ve refah düzeyinin üzerine çıkabileceği sosyo ekonomik tedbirlerin
alınmasında çok yarar olduğu kanaatindeyim. Tüm bu nedenlerden dolayı kamu
çalışanlarının demokratik eylemlerini tüm yüreğimle destekliyorum.
İnanıyorum ki siyasal iktidar da bu eylem karşısında anlayışlı
davranacaktır. Uzlaşma Kurulu Karaları doğrultusunda ve Türkiye’nin ekonomik
şartları da dikkate alınarak kamu çalışanlarına istediğini verileceğine
inanmaktayız. Türkiye’yi bugünlerde ziyaret eden IMF heyetinin de her şeyden
önce bu çadırı görmesini istiyorum. Başta TÜSİAD olmak üzere sivil toplum
kuruluşlarıyla ekonominin tüm boyutlarını görüşenlerin bu çadırı da ihmal
etmemeleri gerekir diye düşünüyorum.”
BECEREMEYİNCE GERİ ADIM ATIYORLAR
Ziyaret sonrası basın mensuplarının zina tartışmaları ile ilgili sorularını
da yanıt veren MHP Lideri, “ Mevcut siyasi iktidarın acil ve aceleci
davranışları 660 günden beri devam etmektedir. Her şeyi yapacakların
zannediyorlar sonra yapamayınca da geri çekiliyorlar. Bunun sonucunda da
Türkiye bir gerilime doğru sürükleniyor. Şimdi de zinaya karşı olanlarla,
olmayanlar gibi Müslüman Türk milletine yakışmayan kamplaşmaya doğru Türkiye
sürüklenmek istenmekte. Bundan daha utanç verici bir durum olamaz” şeklinde
konuştu.
MEMURLAR
IMF' Yİ SİMİTLE PROTESTO ETTİ
Türkiye Kamu-Sen öğle yemeğine çıkmayarak hükümet ve IMF’yi Hazine
Müsteşarlığı önünde simit yiyerek protesto etti. Memurlar simitlerle "açız"
yazısını taşıdılar. Hazine Müsteşarlığı önünde toplanan grup, "IMF Elini
Cebimizden Çek", "Patrona Sefa Memura Cefa", "Görüşme Değil Sözleşme",
"Aldatma Kandırma Yüzde 8 Dayatma", "IMF Defol Bu Memleket Bizim", "Çoluk
Çocuk Bekliyor Maaşlar Yetmiyor" sloganlarını attılar.
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, burada
yaptığı açıklamada 15 Eylül’de başlayan toplu görüşmelerde hükümetin
karşılarına IMF ve Dünya Bankası duvarını çıkaracağını savundu. Akyıldız,
IMF ile yeni bir stand-by görüşmesinin yapıldığını, bunun 19’uncu yüzyıl
sonundaki Düyunu Umumi’ye benzetti. Memurların milli gelirden payına düşeni
almak istediğini söyleyen Akyıldız, Başbakan Erdoğan’ın 2004 sonunda kişi
başına milli gelirin 4 bin dolar düzeyinde olacağını söylediğini
anımsatarak, bunun da aylık 2 milyar liraya denk geldiğini ifade etti.
Akyıldız, "Biz kamu çalışanları için aylık 2 milyar değil, sefalet ücreti
istiyoruz" dedi. Akyıldız, en düşük memur maaşının 840 milyon lira olan
açlık sınırına çekilmesini istediklerini belirterek, açılık sınırında
yaşayan memur sayısının ise 740 bin olduğunu kaydetti.
Akyıldız, ekonomide olumlu gelişmeler olduğu
değerlendirmelerine işaret ederek, "Ekonomide pembe tablo çizenler bizim
payımızı kime verdiniz" diye sordu. Protesto eyleminde Başbakan Erdoğan’ın
2002 Ekim ayında Afyon’da yaptığı konuşmada açıkladığı simit ve çay hesabı
kendi sesinden dinletildi. 5 kişilik bir aile için simit ve çay parasının
180 milyon lira olduğu tarihte asgari ücretin de aynı düzeyde olduğunu
anımsatan Akyıldız, "Bugün bir simit kaç para? Bir bardak çay kaç para" diye
sordu. Akyıldız, yaptıkları hesaplamalara göre günde 3 öğünü bir bardak çay
ve simitle geçiren 5 kişilik bir memur ailesinin 360 milyon liraya ihtiyacı
olduğunu kaydetti. Asgari ücretin 318 milyon lira olduğunu anımsatan
Akyıldız, "42 milyonu kime verdiniz" diye sordu. Akyıldız, en düşük memur
maaşının 490 milyon liradan 840 milyon liraya çıkarılmasını istediklerini
belirterek, "Memurun istediği bir bardak çay ve bir simit parası. Bunu çok
mu görüyorsunuz" dedi.
Memura zam yapılmamasının nedenini IMF, Dünya Bankası ve
Dünya Ticaret Örgütü’ne bağlayan Akyıldız, Başbakan Erdoğan’ın zina
tartışmalarının ardından AB’ye ilişkin yaptığı açıklamaları IMF için de
yapmasını istedi. Dar ve sabit gelirlinin IMF’ye tahammülü kalmadığını ifade
eden Akyıldız, "AB’ye gösterilen tavrın IMF’ye de gösterilmesi gerekir. IMF
heyetini buradan kovun" dedi.
Akyıldız, ülkenin rahatı, huzuru ve geleceği için IMF programlarına gerek
olmadığını savunarak, "Kamu çalışanlarının haklı mücadelesine sakın IMF ve
Dünya Bankası duvarlarıyla karşı çıkmayın. Yüzde 8’i dayatmayın" dedi.
Akyıldız, kamu çalışanlarına yapılacak zammın piyasaları candandıracağını,
toplumun moral ve motivasyonunun artıracağını ifade etti.
TOPLU
SÖZLEŞME ORTAK TALEP METNİ ÖZETİ
ORTAK
TALEP METNİ ÖZETİ
1.Eylül 2004 tarihi ile 481 milyon TL. olan en düşük devlet
memuru maaşının sosyal yardımlar hariç, gösterge ve katsayı artışlarıyla net
840 milyon TL.ye çıkarılması ortak talebimizdir.
2.Uzlaştırma Kurulu’nun 2003 ve 2004 yılları için verdiği
ancak hükümet tarafından uygulanmayan kararlarından doğan % 17,85’lik fark (reel
kayıp, refah payı), maaş artış taleplerimize yansıtılmıştır.
3.Uzlaştırma Kurulu Kararları’nda yer alan diğer sosyal hak
ve tazminatların günün koşullarına göre, DİE’nin verileri göz önüne
tutularak artırılması talep metnimizde yer almaktadır.
4.01.01.2005 tarihinden itibaren enflasyonda meydana gelecek
gelişmelerin, çalışanlar aleyhine gerçekleşmesi durumunda, bu farkın bir
sonraki maaşlara yansıtılmasını talep ediyoruz.
5.KEY hesaplarının bir an önce tasfiye edilerek, hak
sahiplerine yasal faizleri ile birlikte ödenmesi.
6.Kamu çalışanlarının maaş ve diğer parasal haklarını
aldıkları banka ile yapılacak sözleşmenin, sendika temsilcilerinin de yer
alacağı komisyon tarafından yapılması istenmektedir.
7.Taleplerimiz, Uzlaştırma Kurulu kararlarının öngördüğü
haklar ile sosyal haklardan, günün şartlarına uygun olarak ve DİE’nin
verilerine dayandırılarak belirlenmiştir. Örneğin DİE verilerine göre kira,
ortalama aylık 230 milyon TL. olmasına rağmen kira yardımının asgari 196
milyon TL. ve aile yardımının 245 milyon TL olması istenmektedir.
TÜRKİYE
KAMU-SEN YALAN BALONU UÇURDU
Kamu – Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız AKP Hükümeti’nin tutmadığı her söz
için yalan balonu adını verdiği balonu uçurdu.
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, Hükümet
ile yürütülen toplu sözleşme görüşmelerinde, IMF ve Dünya Bankası
politikalarının talepleri karşısına "duvar" gibi çıkartıldığını belirterek,
"İstediğimiz at ile deve değil, kazanılmış haklarımız... IMF ve Dünya
Bankası da ne karışıyor" dedi.
Akyıldız, Abdi İpekçi Parkı'ndaki "Toplu Görüşme Takip
Çadırı" önünde basın açıklaması yaparak, Hükümet'in yerine getirmediği her
vaadini temsilen, "yalan balonu" uçurdu.
Akyıldız, eylemi Hükümet'e ciddiyetlerini göstermek ve
görüşmelerin ilk günlerinde kamuoyunu bilgilendirmek için düzenlediklerini
söyledi.
Görüşmelerde dile getirdikleri kamu çalışanlarının
taleplerinin Hükümet'in Acil Eylem Planı ve programında yer aldığını ifade
eden Akyıldız, Hükümet'in seçimlerden önce kamu çalışanlarına grevli toplu
sözleşme, yönetime katılma hakkı ve eşit işe eşit ücret uygulamasına
geçileceği vaatlerini verdiğini hatırlattı.
"Hükümet maalesef kamu çalışanları için tek bir icraat
gerçekleştirmemiştir" diyen Akyıldız, şunları kaydetti:
"Hükümet 21 aylık iktidarında AB'ye yaklaşım konusunda
önlerine konulan her şartı yerine getirirken, kamu çalışanlarıyla ilgili tek
bir düzenleme yapmamıştır. Kamu çalışanlarının sosyal ve mali haklarıyla
ilgili toplu görüşmede IMF ve Dünya Bankası'nın politikaları karşımıza duvar
gibi çıkartılıyor. Böyle giderse Türkiye'de IMF'nin programları, AB'nin de
şartları bitmez.
İstediğimiz at ile deve değil, kazanılmış haklarımız.
Hükümet unutmasın ki kamu çalışanlarına verilecek her şey doğrudan ekonomiye
yansıyacaktır."
Akyıldız, daha sonra üzerinde "Yüzdelik Artış Değil,
Ücret Adaleti İstiyoruz" ve "Görüşme Değil, Toplu Sözleşme" yazan iki büyük
balon ile fotoğraf çektirdi ve balonları, "Toplu Görüşme Takip Çadırı" önüne
astı.
TOPLU
SÖZLEŞMELER KRİZLE BAŞLADI
Hükümetle 3. defa yapılacak olan toplu sözleşmeler krizle başladı. Türkiye
Kamu-Sen’in başkanlığını yaptığı sendikalar heyeti toplantıdaki oturma
düzenine itiraz ettiler. Hükümetle kamu çalışanlarının temsilcilerinin eşit
şartlarda görüşme yapmasının gereğine işaret eden Türkiye Kamu-Sen Genel
Başkanı Bircan Akyıldız, sendikaların baskı altına alınmaya çalıştığını
ifade etti.
Siyasi iradenin, kanuna aykırı olarak Başbakan Yardımcısını
toplantı başkanı olarak tayin etmesinin sendikaları baskı altına almak
olduğunu söyleyen Akyıldız, “Bu yılki görüşmeler çalışanlar açısından hoş
başlamamıştır. Siyasi irade kamu çalışanlarını temsilcilerini baskı altına
almaya çalışıyor. Hükümet görüşmeleri sulandırıyor. Hükümet temsilcisi
kamunun temsilcisi olarak toplantılara başkanlık etmemeli, görüşmeler eşit
şartlar altında geçmeli” dedi.
Diğer sendika başkanları da Akyıldız’ın tavrına destek verdiler. Daha sonra
sendika temsilcileri olmaksızın Mehmet Ali Şahin tarafından toplantı
başlatılmak istendi. Başbakan Yardımcısı kanuna aykırı olarak hazırlanan
oturma düzeni içinde otururken, Türkiye Kamu-Sen temsilcileri ile diğer
sendikaların temsilcileri ortak bir karara ulaşmaya çalıştılar. Sendika
temsilcileri yaptıkları görüşme sonucunda toplantı gündemine oturma
düzeninin tartışılması şartı ile yerlerine oturdular.
Toplantıda sendikalar adına ilk sözü söz alan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı
Bircan Akyıldız, oturma düzeninin yenilenmesi hakkındaki görüşünü tekrarladı
ve “Anayasa’nın 90. maddesinde yapılan değişiklikler sonucunda Türkiye
Cumhuriyeti’nin kabul ettiği uluslararası sözleşmeler gereğince bu
toplantının toplu sözleşme toplantısı olarak tescil edilmesini istiyoruz”
diye konuştu.
Hükümet yetkililerinin yüzde 8 zam açıklamalarının etkisinde başlayan
toplantı oturma düzeni ile ilk dakikasında krizle başlarken, hükümetle
sendikalar arasında daha çok tartışmanın yaşanacağının işaretleri alınıyor.
TÜRKİYE
KAMU-SEN TOPLU SÖZLEŞME ÇADIRINDA
Türkiye Kamu-Sen, her yıl olduğu gibi bu yıl da toplu sözleşme çadırını
açıyor. Toplu görüşmeler boyunca 15 gün açık kalacak çadırın açılışı Türkiye
Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız tarafından bugün saat 18.00'da
yapılacak.
Çadırda toplu görüşme süreciyle ilgili olarak basına ve kamuoyuna her gün
bilgilendirmede bulunulacak.
»
DYP Genel Başkanı Ağar' dan Türkiye Kamu-Sen'e Destek Ziyareti
İNSANLARIN
TAHAMMÜL GÜÇLERİNİN SONUNA GELİNDİ.
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, başlayan toplu görüşmeler öncesinde destek
vermek amacıyla Türkiye Kamu-Sen Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Ağar,
“Artık, insanların tahammül sınırlarının sonuna gelindi” dedi.
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, Başbakanlık’ta başlayacak toplu sözleşmeler
öncesi destek amacıyla Türkiye Kamu-Sen’i ziyaret etti.
Türkiye Kamu-Sen Genel başkanı Bircan Akyıldız ve
Konfederasyona bağlı sendikaların Genel Başkanları tarafından karşılanan
Ağar, yaptığı konuşmada kamu çalışanları için çok önem arz eden bir görüşme
öncesi Türkiye Kamu-Sen’e başarı dileklerini iletti.
Kamu çalışanlarının sorunlarının tahammül edilemez boyutlara ulaştığını
kaydeden Ağar, “Kamu çalışanları ve emekliler çok zor bir dönemden geçiyor.
Alt ve üst gelir grupları arasındaki uçurumun büyüdüğünü görmemek mümkün
değil. Artık insanların tahammül sınırlarının sonuna gelinmiştir. Ekonomide
söyledikleri gibi bir büyüme varsa toplumun her kesiminde herkesin istifade
edeceği bir büyüme olmalıdır. Şu anda var denilen büyüme sadece ithalata
dayalı ve belli grupların faydalandığı büyümedir” dedi.
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız ise,
bugünün kamu çalışanları için çok önemli ve tarihi bir gün olduğunu belirtti
ve “Uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan haklarımızın kullanımı bugün
başlatılacaktır. Görüşmeler öncesi Sayın Ağar ve heyetinin bizi ziyareti
moral açıdan bize destek sağlamıştır” diye konuştu.
|