ÇANAKKALE MAHŞERİ.. TANITIM (DEVAMI)

"Bir asker için mutluluk denen bir şey varsa, Türk'lerle omuz omuza savaşmaktır diyebilirim.Fakir insanlardı; buğday kırığından yapılmış çorba en önemli yemekleriydi; sağlıksız su içerlerdi; çamur barınaklarda yatarlardı; fakat en modern silah ve araçlarla donanmış düşmanlarına karşı aslanlar gibi savaşırlardı... Bu insanların kalplerinde sadece ve sadece ulvî bir vatan sevgisi vardır. Ölüme onlar kadar gülümseyerek giden bir millet ferdi daha görmedim."
Beşinci Osmanlı Ordusu Kumandanı Mareşal Liman Von Sanders
 

Ey Boğaz'ın hülyalı suları!.. Şimdi hürriyetin neşesiyle yeşil tepelerin eteklerine köpüklü dalgacıklarınızla dantelalar işliyorsunuz. Sizleri çiğnemeye gelen o çelik devlere karşı kükreyemez miydiniz? Bir millet, bir ümmet, bir medeniyet kaderini sizlere emanet etmişti. Yüzyıllardan beri canları pa­hasına sizleri koruyana sadakatinizi esirgememeniz için Cide'li Mehmed Çavuş'un, Lapseki'li Ali'nin, Kilitbahir'li Yüz­başı Hasan'ın, Libya'lı Üsteğmen Mevsuf’un kurban olmaları mı lâzımdı? Siz ey Kanlısırt, Kocaçimen, Kabatepe, Alçıtepe.... Baha­rın şu günlerinde üzerinize bir gelinlik gibi düşen güneşin pı­rıltıları altında bahtiyar uyuyorsunuz. Pütürgeli Bilâl, Yozgat'lı Kınalı Murat, Ezineli Yahya Çavuş, Konyalı Mistik ve iki yüz elli üç bin vatan evlâdı kemiklerini sizlere siper etmeseydiler, haliniz nice olurdu. Bedelinizin ağırlığını göstermek için mi alev saçan namlulara karşı lâvlarınızı püskürtmediniz!..

Ve siz ey hayatlarının baharında şehâdet mertebesine erenler!.. Âlemlerin Rabbi sizler için "diridir" derken destanı­nızı fanilerin yazamayacağına da işaret ediyor. Biz yazamasak da kanlarınızla yoğurduğunuz tepelerde rüzgâr ebediyete ka­dar çenginizi terennüm edecek, mahzun vadilerde sütun sü­tun fatihalarla yükselen mezar taşlarınızı gökler selâmlaya­cak...

ÖNCEKİ SAYFA