YEMEN ! AH YEMEN.. TANITIM (DEVAMI)

Ey göz alabildiğine uzanan Büyük Türk Mezarlığı! Nice genç evlatları yuttun. Onların da hevesleri, arzuları vardı. Akşam güneşinin altında daldığın derin hülyalarında ne korkunç çığlıklar gizli! Etleri, kemikleriyle besleyerek bağrında büyüttükleri kayın ağaçlarının dallarında gecenin sessizliği matemlerin en içlisini dokuyor. Gün ağarırken kim bilir kaç bülbül feryatlarını dile getiriyor!...

Bir zamanlar endişeyle, elemle andığımız Yemen sayısız gencimize mezar oldu. Yıllarca,

“Gece bir ses geldi derinden derinden

  Beni mi çağırdı Yemen çöllerinden”

diyen yaşmaklı kızlarımızın yürekleri orada çarpardı. Cihan biliyor ki, hiçbir milletin evlatları onların şartlarında, onlar gibi savaşmadı; destanların en dokunaklısını arkalarında bırakmadı. Ne hazindir ki şimdi o ıssız vadilerde, engin çöllerde ne mezar taşları, ne de ziyaretçiler var…

Ansiklopediler “Yemen’de ölen Türklerin sayısını tarih bilmiyor, öğrenmekten de korkuyor” derlerken nesillerle süren dramımızı anlatıyorlar; fakat hiçbir dram unutmak ve unutulmak kadar dramatik değildir.”( Bu sözler romandan alınmıştır.)

                       _____________________o____________________

- Mehmet Niyazi Beyin bu muhteşem romanında: Mülazım Celalettin’i, nişanlısı Hatice’yi, Konya’lı Adil’i, Mülazım-ı Sani Mehmet Ali Paşa’yı, Mihrali beyi, Mülazım Rahmi’yi Eşref beyi, Üsküp’lü (yüzbaşı) Osman’ı, Ahmet Tevfik Paşa ile Avni’nin ve nice burada isimlerini sıralayamadığımız kahramanlarımızın yaşadıklarını bütün benliğinizle sizde yaşayacaksınız. Çünkü onlar sizin Dedeleriniz, Nineleriniz, Atalarınız.

Yemen Çöllerinden çok az insanımız geri dönebilmiştir köyüne, kentine….

Yazarın yukarıdaki ifadeleri pek çok şeyi anlatıyor. O sözlerin yanında bizimki kifayetsiz kalıyor… F.Y

ÖNCEKİ SAYFA