Geri

ÇORUM ŞUBE BAŞKANIMIZ ANAYASA İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASINDA BULUNDU

22 Eylül 2011, Perşembe | 00:00

Değerli basın mensupları

12 Haziran öncesi ve sonrası gerek iktidarın gerekse sivil toplum örgülerinin anayasa değişikliği ile ilgili uzun bir süredir toplumun gündemini meşgul etmektedir. Anayasalar toplumsal mutabakat metinleridir. Toplumun tüm katmanlarının görüşleri alınarak cumhuriyetimizin temel felsefesine uygun, Üniter ve milli yapımızı muhafaza edeceği evrensel insan haklarının en iyi şekilde ifade bulduğu demokratik, Laik, parlamenter rejimin koruyan , özgürlükçü, çevreci, milli ve manevi değerlerimizi gözeten ve toplumun tüm kesimlerince kabul gören bir Anayasa hazırlanması için temel ölçütler ortaya konması gerekir.

Bu sebepten dolayıdır ki anayasa konusu toplumun tüm kesimlerini yakından ilgilendirmektedir. Anayasayı yapacak alan gücün iyi tanımlanması gerekmektedir. Anayasayı kim hangi sıfatla nasıl yapacak? Sorusuna verilen cevap önem arz etmektedir. Bu sorunun cevabı olaraktan hukuk sistemimizde iki şekil de karşılık bulmaktadır. Bunlar Anayasanın yapılış yöntemleri olarak asli kurucu iktidar ve tali kurucu iktidar.

* Asli kurucu iktidar veya kurucu meclis ki bu durum hukuksal anlamda sınırsız bir yetkidir. Ancak askeri darbe, sivil darbe, devrim, bağımsızlık savaşı, iç savaş veya ihtilaller sonrası olağanüstü durumlarda kullanılan bir yöntemdir.

* Tali kurucu iktidar bir önceki Anayasanın kuralları çerçevesinde izin verdiği ölçüde değişiklik yapılması öngörür.

Değerli basın mensupları

Hal böyle iken Yeni Anayasa hangi iktidar tarafından yapılacak olması önem arz eder, asli kurucu iktidar Anayasanın ilk 3 maddesini değiştirme yetkisi olan iktidardır. Bizim isteğimiz tali kurucu iktidar sıfatı ile eski kurallara bağlı kalarak yeni bir anayasa hazırlanması burada eski ile yeni arasındaki fark Anayasanın ilk 3 maddesinde saklıdır.

İlk 3 medde neler var.

I. Devletin şekli

MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

II. Cumhuriyetin nitelikleri

MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti

MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.

Başkenti Ankara’dır.

Bundan kimlerin ne rahatsızlığı var ise bununda bilinmesi topluma dekara edilmesi gerekir Türk Büro Sen olarak yukarıda bahsettiğimiz ilk 3 madde ve Anayasa nın 66 maddesinde ki Türklüğün tanımını değiştirilmesini istemiyoruz.

MADDE 66- Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Denilmektedir.Amerika da yaşayan Kenyalı nasıl Amerikalıyım, Amerikan vatandaşıyım diyorsa, Fransa da yaşayan Senegallı nasıl Fransa vatandaşıyım diyorsa Türkiye de yaşayan insanlarımız bi zahmet Türk vatandaşıyım diyebilsin. Bununu söylemenin kime ne zararı olabilir.

Değerli basın mensupları

Bu saydığımız maddeler bizim kırmızıçizgilerimizdir. Hiç bir şartta dokunulmasını istemeyiz. Bu maddelerden rahatsızlığı olan kendilerine başka ülke veya vatan bulmasını tavsiye ederiz.

Değerli arkadaşlar yeni yapılacak anayasa kamu çalışanlarına yeni haklar gerilmesi için Anayasanın değiştirmesini istediğimiz maddeleri vardır. Ve bunlar yapılacak olan Yeni Anayasa yer bulmasını talep ediyoruz.

1) Emeklilere De Sendika Kurma Hakkı Tanınmalı, Sendikaların Her Şartta Üyelerinin Ekonomik ve Sosyal Haklarını Geliştirebilmesi Sağlanmalıdır

Anayasanın 51. maddesi “Çalışanlar, emekliler ve işverenler, üyelerinin ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir.” şeklinde değiştirilmelidir.

Bu değişikle emeklilerde sendika kurma hakkının verilmesi amaçlanmıştır. Ülkemizde toplam nüfusun yaklaşık %10 luk kesim emeklilerden oluşmaktadır. Halen yürüklükte olan yasal mevzuatta göre emeklilerin sendika kurması mümkün değildir.

2) Sendikaların ve Konfederasyonların Üyeleri Adına Mahkemelere Dava Açma Hakkı Anayasa Metninde Yer Almalıdır

Anayasanın 53. maddesine sendikaların ve konfederasyonların üyelerin hak ve menfaatlerini ilgilendiren bireysel işlemler ile genel düzenleyici işlemlere karşı üyeleri adına yargıya başvurabilmelerini sağlayacak hükmün, açıklayıcı bir biçimde düzenlenerek yeniden anayasa metnine eklenmesi gerekmektedir.

12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleştirilen referandum sonucuna göre gerçekleştirilen Anayasa değişikliğinde, 53. maddeden “sendikaların ve konfederasyonların üyeleri adına yargıya başvurabilmelerini” sağlayan hükmün çıkarılmış olması, örgütlenme özgürlüğü getirdiği iddia edilen değişikliğin, aslında var olan hakları da geri götürdüğünün bir göstergesidir.

3) Kamu Görevlilerine Grev Hakkı Tanınmalıdır

Anayasanın 54. maddesinde yer alan “Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler.” hükmündeki “işçiler” ifadesinden sonra “memurlar ve diğer kamu görevlileri” ibaresi eklenmelidir.

Türkiye, çalışma hayatının düzenlenmesi ve sendikal özgürlüklerin istenilen seviyeye getirilmesi amacıyla ILO tarafından benimsenen 87 No.lu Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması, 98 No.lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı ve 151 No.lu Kamu Hizmetlerinde Çalışma İlişkilerini düzenleyen sözleşmeleri kabul ederek, bu sözleşmelerin şartlarına uymayı taahhüt etmiştir. Ülkemizde kurulmuş olan memur sendikaları uluslar arası sözleşmelerin kabul edilmesiyle elde edilen bu hakkı kullanarak örgütlenmişlerdir.

Ülkemiz kamu çalışanlarının da gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yönetime katılma, adil bir ücret alma, sendikalaşma ve grev yapabilme gibi sosyal ve demokratik argümanlarla donatılması artık bir zorunluluk halini almıştır. Bu zorunluluk hem Türkiye’nin onayladığı sözleşme ve kabul ettiği anlaşmaların hem de demokrasinin bir gereği olarak karşımıza çıkmaktadır.

4) Kamu Görevlilerinin Siyasete Katılma Hakkının Önündeki Engeller Kaldırılmalıdır

Anayasanın siyasi partilere üye olamayacakların belirlendiği 68. madde metninden “…kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri” ibaresi çıkarılmalıdır.

Demokratik bir toplumun en temel özelliklerinden biri de vatandaşlarına siyasete katılma, seçme ve seçilme özgürlüğü tanımasıdır. Ülkemizin en eğitimli kesiminden biri de hiç kuşkusuz ki kamu görevlileridir. Mesleğe alınma şartları, yapılan sınavların zorluk derecesi ve yürüttükleri hizmetler göz önüne alındığında, ülkemizin en hassas görevlerini yürüten kesimlerinden olan kamu görevlilerinin siyasete yapacakları katkı da son derece önemlidir. TBMM tarafından onaylanarak yürürlüğe konulan ILO'nun 151 Sayılı Kamu Hizmetlerinde Sendika Hakkının Korunması ve istihdam Koşullarının Saptanması Yöntemlerine ilişkin Sözleşmenin 9. maddesi; “Kamu görevlileri, diğer çalışanlar gibi yalnızca görevlerinin niteliğinden ve statülerinden kaynaklanan yükümlülüklerine bağlı olarak örgütlenme özgürlüğünün normal olarak uygulanması için gerekli kişisel ve siyasi haklardan yararlanacaklardır.” ifadesiyle; kişisel ve siyasal haklar arasındaki bağlantıyı düzenlenmiş, kamu çalışanlarına siyaset hakkını tanımıştır.

Ancak Anayasanın 68. maddesinde “…kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri… siyasi partilere üye olamazlar.” denilerek, kamu görevlilerinin siyasete katılmaları engellenmiştir. Ülke içinde bir grubun siyaseten yasaklanması, en ilkel demokrasi anlayışıyla dahi bağdaşmayan bir tutum olmakla birlikte, vatandaşlık haklarının kısıtlanması anlamı da taşımaktadır.

Bu nedenle Anayasanın 68. madde metninden ilgili ifadeler çıkarılarak, kamu görevlilerinin siyasi partilere üye olabilmeleri ve siyasete katılmaları sağlanmalıdır.

5) Kamu Görevlilerini İlgilendiren Her Konu Toplu Sözleşmenin Kapsamı Dâhilinde Olmalıdır

Anayasanın 128. madde metni “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, bu konulara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” şeklinde düzenlenmelidir

6) Devletin Asli Ve Sürekli Görevleri Yalnızca, Memurlar Ve Kadrolu Kamu Görevlileri Eliyle Gördürülmelidir

Anayasanın 128. madde hükmü “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve kadrolu diğer kamu görevlileri eliyle görülür.” şeklinde değiştirilmelidir.

Ancak son yıllarda yaygın sözleşmeli personel çalıştırılması ve taşeronlaşma nedeniyle devletin asli ve sürekli görevleri taşeron işçileri eliyle gördürülmeye başlanmıştır. Hükümetin son yaptığı açıklamaya göre kamuda üst düzey yöneticilerin de sözleşmeli hale getirileceği belirtilmektedir.

Bu açıdan bakıldığında uygulama, performansa dayalı ödeme, profesyonelliğe verilen önemin artması, kamu hizmetlerinde müşteri satıcı anlayışının yerleşmesi, rekabet ve diğer pazar ekonomisi unsurlarının getirilmesi, iş güvencesinin yok edilmesi, sendikasızlaştırma ve kamu çalışanlarının sayısının azaltılması gibi sonuçlar getirmektedir.

Değerli basın mensupları

Kamu çalışanlarının yeni anayasadan beklentilerini ve yapılacak olan değişiklikleri somut olarak kamuoyu ile paylaştık. Bu vesile ile sivil toplum örgütlerinin, siyaset kurumunun ve ilgili kurum ve, kuruluşların Anayasadan beklentilerini net olarak açıklanmasını istiyoruz.

Sami ÇAM
Türk Büro Sen Çorum Şb Bşk