Geri

KAMUDA BAŞKANLIK SİSTEMİNİN ALT YAPISI OLUŞTURULUYOR

24 Eylül 2011, Cumartesi | 11:49

TÜRK BÜRO-SEN GENEL BAŞKANI FAHRETTİN YOKUŞ’UN YAZILI BASIN AÇIKLAMASIDIR:

Hükümet; 3 Mayıs 2011 tarihinde TBMM’den almış olduğu kanun hükmündeki kararname çıkarması yetkisini, kamu kurumlarını yeniden yapılandırmak ve başkanlık sistemine zemin hazırlamak için kullanılmaktadır. Bugüne kadar 8 KHK ile 50’den fazla kanunda düzenleme yapılmıştır.

Söz konusu düzenlemeler TBMM’de görüşülerek yapılmış olsaydı bir yasama döneminde ancak bitirilebilirdi. Ancak, Akp hükümeti almış olduğu KHK çıkarma yetkisiyle, TBMM’nin yürütme görevini baypas etmektedir. Meclis’te görüşülmesi ve tartışılması gereken birçok düzenleme, Bakanlar Kurulu karar ile apar topar bir şekilde kabul edilmekte ve yürürlüğe girmektedir. Demokrasinin temel prensibi olan “kuvvetler ayrılığı” ilkesi çiğnenmekte, olağanüstü şartlar için hükümetlere zaman zaman verilen KHK çıkarma yetkisi de kötüye kullanılmaktadır.



TBMM Baypas Ediliyor

Düzenlemelerin Meclis’e getirilmemesiyle, muhalefetin itiraz ve denetleme hakkı da ellerinden alınmaktadır. Muhalefet partilerinin hükümetin özel yetkiyle çıkarttığı KHK’lere Anayasa Mahkemesi nezdinde açtığı davalar ise yargının siyasallaştırılması neticesinde sonuçları üzerinde tartışmalara sebep olacaktır.

Meclis iradesinden kaçırılırcasına yapılan düzenlemelerin tamamı kamu kurumları ve kamu çalışanları ile ilgilidir. Kamu kurumlarında sabah işine giden bir memur; özlük haklarının, kurumunun yapısının, idarecilerinin ve hatta unvanının değiştiğini görür hale gelmiştir.

Sendikaların Komisyonlarda Görüş Beyan Etme İmkanı Ortadan Kaldırılıyor

Kamu çalışanlarını bu denli yakından ilgilendiren yeniden yapılandırmalarda, sendikaların görüşlerini başvurulmamakta; kamu çalışanları konfederasyonlarının yasa tasarılarıyla ilgili bugüne kadar TBMM Plan ve Bütçe Komisyonlarında kullandığı söz hakkının da kullanılmasına engel olunmaktadır.

Ülke genelinde ki kamu kuruluşlarını tek elde toplamayı hedefleyen hükümet, başkanlık sisteminin alt yapısını oluşturmaktadır. Meclis iradesini hiçe sayılarak, kamuda tüm hizmetlerin tek merkezde toplandığı bir yapıya doğru gidilmektedir. Bürokrasi ve kamu yönetimi, Akp iktidarı ile hemhal edilmekte; devlet ve hükümet ayrımı git gide ortadan kaldırılmaktadır. Devlet memuru yerine hükümet memuru oluşturma planlarının başlangıcında; kamu kurumlarının kimseye danışılmadan kendi istedikleri gibi dizayn edilmesi ve esnek çalışma sistemi basamak olarak kullanılmaktadır.

Bilimsel Kurumlar Özerkliği Ortadan Kaldırılıyor

Hükümetin devletin bütün birimlerini kendi elinde tutma hevesi, özerk kurumları dahi tahakküm altına almaya kadar vardırılmıştır. Cumhuriyetin iki önemli bilim kurulu olan TÜBİTAK ve TÜBA’nın yapıları Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilmiş ve siyasal denetim altına alınmıştır. Çıkartılan yeni düzenlemeyle TÜBİTAK Bilim Kurulu Başkanının atanması direk olarak Başbakana bırakılmıştır. Akp hükümeti işi bilime dahi müdahaleye kadar vardırmaktadır. Tamamen hükümete kanalize edilmiş bir yapıdan, bağımsız araştırmalar yapması beklenemez.

İktidarın “ben yaptım oldu” mantığı ile kamuda sergilediği tekelci tavır bununla da sınırlı kalmamaktadır. Hükümetin adaletsiz uygulamaları neticesinde mağdur edilen ve mahkeme kararı ile görevlerine dönen bürokratların, kadro ve unvanları ellerinden alınmaktadır. Hukuk çiğnenmekte, adaletin vermiş olduğu kararlar tanınmamaktadır.

Mahkeme Kararları Uygulanmıyor, Hukuk Çiğneniyor

Sınavla kazanılan İlçe Müdürlüğü, Şube Müdürlüğü gibi bir takım unvanlar, çalışanlar için müktesep hak olmalarına rağmen ellerinden alınmaktadır. Hükümet, mesai arkadaşı olduğunu unuttuğu ve devletin sırtında bir yük olarak gördüğünü sürekli beyan ettiği memurlarına karşı bu denli insafsız ve hakkaniyetsiz uygulamalarda bulunurken, üst düzey bürokratlarının ayrıcılıklarını arttırmaya da hızla devam etmektedir. Almış olduğu yetkiye dayanarak çıkarttığı bir kısım KHK’ler ile Milli Eğitim Bakanlığı’nda olduğu gibi üst düzey bürokratlara yılda altı ikramiye verilmesi hakkını yasalaştırmaktadır.

Yine aynı şekilde, bazı kadro ve unvanların ek göstergeleri yükseltilerek, emsal memurlar arasında öteden beri var olan ek gösterge farklılığı yeni düzenlemelerle kurumlar arası ek gösterge farklılığı daha da artırılmaktadır. Çalışma barışını bozan bu uygulama ile kamu kurumlarının arasında ki uçurum daha da derinleştirilmektedir.

Atamalarda Liyakat Değil Yandaşlık ve Yakınlık Esas Alınıyor

Kamu kurumlarında yapılan atamalarda yandaş kayırmacılığı gittikçe yoğunlaştırılmakta, kamu idarecisinde arananliyakat yerine malum cemaat; bilgi, beceri ve birikim yerine siyasetçilerinin yakını olma ve yandaş sendikaya üye olma gibi ilkel kriterlerle kadrolaşma yapılmaktadır.

Bu son derece tehlikeli bir gidişatın habercisidir. Kamu hizmetini layıkıyla yerine getiremeyen kişilerin sırf yandaş, akraba ya da bilmem ne bağlantıları nedeniyle bazı kadroları ve makamları işgal etmeler kamuda kaliteyi düşürmekte; vatandaşların kamu kurumlarından nitelikli hizmet almalarını engellemektedir.

Kamu Kurumlarında Hiçbir Dönemde Yaşanmayan Erozyon Yaşanıyor

Kamu kurumlarında birçok yönetici boşa çıkartılmaktadır. Hangi kurum veya birimin nereye devredildiğine dair bir karmaşa yaşanmaktadır. Böylece, boşalan koltuklar liyakatsiz ve niteliksiz yandaşlarla doldurulmaktadır. Kamu kurumlarında hiçbir dönemde yaşanmayan bir erozyon yaşanmaktadır.

Kamuda, siyaset, bürokrat ve yandaş sendika ile üçlü bir saç ayağı oluşturulmaktadır. Tek renkli, kendi gibi düşünmeyene hizmet şansı vermeyen bir yapılandırma gerçekleştirmektedirler. Kendi memurunu ötekileştiren bürokratların, hükümetin kamu çalışanlarına uyguladığı adaletsizliklere ses çıkaramayan yandaş sendikanın ve kadrolaşmayı ön planda tutan siyasi anlayışının kamu düzenini getirdiği hal içler acısıdır.

Kamuda yaşanan bu kaos sadece kamu çalışanlarını değil tüm milletimizi hatta gelecek nesillerimizi olumsuz etkileyecektir. Bu gidişi durdurmak için tüm siyasi partileri ve sivil toplum örgütlerini göreve çağırıyoruz.

24.09.2011