Geri

MEMUR PİŞMAN!

23 Eylül 2011, Cuma | 11:50

Acıklı olduğu kadar güldüren bir pişmanlık bu.. Memurlar biraz geç uyandılar.

12 Eylül 2010’da referandumdan geçen paketin önemli hedeflerinden biri memurlara toplu sözleşme hakkıdır. Ama uyum yasası çıkmadığı için hayata geçirilemiyor.

Yasa kolay; çünkü iktidar meclisin aylar boyu müzakere etse yeridir diyeceğimiz önemli yasa değişikliklerini, kanun hükmünde kararnamelerin (KHK) içine saklayıp yürürlüğe sokuyor.

Hükümet memurların toplu sözleşme düzenine geçişini hızlandırmak için de aynı yolu izleyebilirdi. Ama nedense bu konuda emrivaki yapmaktan uzak duruyor.

Memur sendikalarının gücünden kaynaklanan korku olabilir mi sebep?

Hayır, bizce sendikalar güçlerini aslında haklılıklarından alıyorlar. Çünkü...

Toplu sözleşme düzeninin kilit uzuvlarından biri verdiği kararlar bağlayıcı olacağı için “hakem heyeti” olacak. Sendikalar bu heyetin bağımsız olması için üyelerinin tarafsız kişilerden seçilmesinde ısrarcı davranıyor.

Hiçbir alanda bağımsız otorite görmek istemeyen iktidar ise tahmin edileceği gibi bağımsız hakem heyetine karşı çıkıyor.

Kamu çalışanları, kararları hükümet güdümlü bir heyet verecekse buna nasıl “toplu sözleşme” denileceğini soruyorlar şimdi.

Kendi kendilerine sordukları en düşündürücü soru da şu: “Madem böyle olacaktı; biz niye referanduma EVET dedik?” Referandumun sonucunu görülüyor ki projelerin gücü değil, reklâm ve propagandanın gücü tayin etmiştir.

Referanduma giderken iktidar sözcüleri güçlünün hukuku yerine hukukun gücünü egemen kılan bir ülkenin hayalini sattılar.

Seçmenlerimizin ortalaması, Fenerbahçe Stadı’nı dolduran kadınlarımızın kalite düzeyinde değiller ne yazık ki.

Çoğunluk adalet hayalinin üstüne atladı.

Şu anda adil yargılanma hakkının ihlâlinden zarar gördükleri için AİHM kapısında sıra bekleyen yığınların büyük çoğunluğu Türk vatandaşlarıdır.

Yeni anayasada yargı ile ilgili düzenlemeler “sil baştan” yapılmalıdır.

“Onları yeni yaptık ve halk oyundan da geçirdik” diye itiraz etmemelidir kimse.

Çünkü yeni anayasaya duyulan ihtiyacın en haklı ve somut göstergesi, bağımsızlığı olmayan yargı ve bundan kaynaklı haksızlıklar, mağduriyetler, korkular ve özgürlük yoksunluğudur.

Yeni anayasa, adalet ve özgürlüğü yeniden kazanmanın fırsatı olarak değerlendirilmeli.

Güngör MENGİ- VATAN GAZETESİ