Geri

YANDAŞLIK BAKAN YILDIRIM TARAFINDAN TESCİL EDİLDİ (Flaş)

16 Eylül 2011, Cuma | 14:52

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım 9 Eylül 2011 günü beraberinde Akp Milletvekilleri İlknur Denizli, Nesrin Ulema ve Hamza Dağ ve İzmir Valisi Cahit Kıraç ile İzmir’de bir konfederasyonun İl Temsilciğine ziyarette bulunmuştur.

Yapılan bu ziyarette; kamu çalışanlarının toplu sözleşme yapabilmeleri için kanuni düzenlemenin ekim ayının ikinci haftasında Meclis’te olacağını ifade etmiştir.

Anayasa değişikliği üzerinden tam 1 yıl geçmiş olmasına rağmen hala memurların toplu sözleşme hakkını kullanması ile ilgili yasal düzenlemenin yapılmamış olması, son derece büyük bir eksikliktir. Ama bizler biliyoruz ki, istediği anda kanun hükmünde kararname (K.H.K) yetkisini kullanarak, istediği değişikliği gerçekleştiren hükümetin bu düzenlemeyi de görüşlerimiz doğrultusunda yapması mümkünken süreç sürüncemede bırakılarak, toplu sözleşme hakkımız adeta belirsizlik ortamına sürüklenmiştir.

Kamu çalışanlarına müjde niteliğinde yapılan, aslında kazanılan toplu sözleşme hakkının hükümet tarafından nasıl sürüncemede bırakıldığını perdelemeye yönelik açıklamalarda; ziyaret edilen konfederasyon hakkında da devlet idareciliğinin tarafsızlığına yakışmayacak beyanatlarda bulunulmuştur.

İzmir ili bağlamında aslında Türkiye’nin tamamının değerlendirildiği açıklamada, araştırma yapılmadan, asılsızca ve adil olmayan bir tutumla söz konusu konfederasyona destek belirtilmiştir.

Bakan Binali Yıldırım, ilgili konfederasyonun 9 yılda %1256 büyümesini; kamu çalışanlarının haklarını kollaması yanında, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve anayasa referandumundaki süreçte antidemokratik girişimlere karşı kararlı duruşuna bağlamıştır. Avrupa’daki pek çok kuruluşun dahi dikkatini çeken, Türkiye’de ki bir sivil toplum örgütünün anormal büyümesinin nedenini aslında konuşmasının satır aralarında izah etmiştir. Bu hormonlu büyüme Bakan beyinde söylediği üzere; ilgili konfederasyonun iktidarın halkın önüne getirdiği her olayda hükümetten yana olmasıyla, hiçbir şart öne sürmeden koşulsuzca isteklerini uygulamasıyla ve başta üyeleri olmak üzere kamu çalışanlarının taleplerine kulak tıkamasıyla açıklanabilir.

Elbette bir sivil toplum kuruluşunun hükümete karşı hazır kıta duruşu da, hükümet tarafından söz konusu konfederasyonun üyesi olmayan memurlar sürülerek, zorla emekli ettirilerek, haklarında soruşturmalar açılarak baskı ve zulme maruz bırakılarak ödüllendirilmiştir. Sözleşmeli olarak yeni işe başlayacak olan kamu çalışanları, bazı kurumlarda, “ya bu sendikaya üye olursun ya da işine başlayamazsın” diyerek seçim yapmaya zorlanmıştır. Hükümetin istediği sendikaya üye olmamak ya da ekmek parası kazanamamak arasında bir tercihe zorlanan kamu çalışanları ile “ya hükümetin dediğini yaparsın ya da hükümet sana hiçbir şey yaptırmaz” anlayışları arasında tercih yapmaya çalışan bir toplum anlayışı demokratikleşmeyse; evet Türkiye Kamu-Sen böyle bir sözde demokratikleşme karşısında antidemokratik tutum takınmıştır.

Kurulduğu günden bu yana kamu çalışanlarının tek sesi olan ve tüm iktidarlar boyunca ilkeli mücadelesini değiştirmeden büyüyen Türkiye Kamu-Sen, insan haklarına, temel hak ve özgürlüklere ve demokrasiye son derece bağlıdır.

Türkiye Kamu-Sen, 28 Şubat sürecinde birileri kaçacak delik ararken, sokaklara inmiş ve sürekli demokrasi talebini dile getirmiştir.

Amacı kamu çalışanlarının hak ve menfaatlerini korumak, geliştirmek ve savunmak olan kamu çalışanları sendikalarının, ülkemiz için önemli birer Sivil Toplum Kuruluşu da olduğu muhakkaktır. Ancak, Bakan Binali Yıldırım’ın Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sağladığını iddia ettiği konfederasyon; kamu kurumlarında torpille yönetici atanmasını sağlama, seçilmediği halde aylarca kurumların yönetim kurulu üyeliklerini işgal etme ve güneydoğu da terör örgütü lehine raporlar düzenleyen komisyonlarda yer alma anlayışı içerisindedir.

Bakan Binali Yıldırım, gördüğümüz kadarıyla mevcut siyasi iktidarın kamudaki taşeronu olan bir konfederasyonun sırtını sıvazlarken; bütün memurların kendisinin mesai arkadaşını olduğunu ve kendisinin Türkiye Cumhuriyeti’ndeki herkesin bakanı olduğunu göz ardı etmektedir.

Kabine içerisinde çalışkanlığı ile bilinen Sayın Yıldırım’da kabinedeki ayrımcılık yapan diğer bakanlarla aynı noktada buluşması, kendisinin toplum ve kamu çalışanları nezdinde ki itibarını zedelemiştir. Böylece, kamuda “benim memurum-senin memurun” ayrımının yapılmasına zemin hazırlayan ve memurların amirleri nezdinde ötekileştirilmesine cevaz veren uygulamalar bir kez daha tescillenmiştir.

Biz Türkiye Kamu-Sen olarak; Bakan Yıldırım’ın, bütün kamu çalışanları konfederasyonlarına eşit mesafede durmasını, seçim bölgesi olan İzmir’de en fazla üye sayısına sahip olan ve ülke genelinde 400 bini aşkın üyesi bulunan Türkiye Kamu-Sen’in İl Temsilciğini de ziyaret etmesini beklerdik. Sadece tek bir konfederasyonun temsilciğini ziyaret etmesinin altında yatan yandaş ve candaş olma ilişkileri kamuoyunun da dikkatinden kaçmamaktadır.

Son olarak bu ziyarette bulunan Bakan Binali Yıldırım’ın yandaş sendika üyesi olmayan ya da hiçbir sendikaya üye olmayan memurları ayırdığı, antidemokratik olmakla suçladığı ve memurlarımızı demokrasiyi ayaklar altına alan bir üslupla adeta fişlediği beyanatının düzeltmesini ve hepimizin Bakanı olduğunu göstermeye davet ediyoruz.

Bakan Yıldırım’ın ziyareti ile ilgili haberi görmek için tıklayınız.