Geri

SOS. GÜVENLİK REFORMU VE 631 SAYILI KHK'NİN KALDIRILMASI (BASIN TOPLANTISI)

04 Mart 2008, Salı | 10:04

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız ve Konfederasyonun yönetim kurulu üyeleri 631 Sayılı KHK'nin kaldırılması ve Sosyal Güvenlik Reformuna ilişken basın açıklaması düzenledi. Genel Başkan Bircan Akyıldız basın toplantısında " KHK’yi yürürlükten kaldırmak değil görev tazminatlarını tüm memurlara yaygınlaştırmaktır. Ama AKP, yine kolaycılığı seçmiştir. Yapılan bu uygulama ilk değildir, ne yazık ki son da olmayacaktır. Daha önce de memurlara yapılan kira yardımı da çok düşük olduğu gerekçesiyle kaldırılmıştı. " dedi.

Akyıldız konuşmasını şöyle sürdürdü;

Ülkemizin gündemi oldukça yoğun olmasına rağmen ve sınırlarımız dışında devletimiz açısından son derece önem taşıyan bir askeri harekat yapılırken dahi, devletimizin içindeki memur karşıtı uygulamalar aralıksız olarak devam etmektedir.

Bu günlerde gündemi böylesi konularla meşgul etmek istemezdik ancak bazı kesimler gündemin yoğunluğundan da faydalanarak kamu görevlileri açısından hayati öneme sahip bir çok konuyu kamu çalışanlarının aleyhine düzenlemelerle hayata geçirmeye çalışmaktadır.

Bu konulardan bir tanesi sosyal güvenlik alanında yapılmak istenen değişikliklerdir. Bilindiği gibi kamuoyuna sosyal güvenlik reformu olarak sunulan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bunun üzerine Kanunda bazı değişiklikler içeren taslak metin, TBMM Plan ve Bütçe Alt Komisyonuna gelmiştir. Alt komisyon çalışmalarında, taraflardan kanunda yapılması planlanan değişikliklerle ilgili görüş bildirmesi istenmiştir.

Türkiye Kamu-Sen başından beri, milletimizin sağlık ve emeklilik haklarını kısıtladığı, yükümlülüklerini artırdığı, memurlarımızın kazanılmış haklarını gerilettiği için yeni sosyal güvenlik düzenlemelerine karşı çıkmıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra yapılan değişikliklerle, daha önce sağlanan haklar bile geriletilmiştir.

Ülkemizde kamu görevi yapanların ve özel kesim çalışanlarının çalışma ilişkileri farklıdır ve ayrı kanunlarla düzenlenmiştir. Çalışırken statüleri, işe alınmaları, görev ve sorumlulukları, ücretlendirilmeleri, terfileri, iş güvenceleri, işten ayrılmaları hatta sendikal ve demokratik hakları gibi çalışma hayatını içeren tüm hakları farklı olan iki kesimin emeklilik ve sağlık haklarının da farklı olması kadar doğal bir uygulama yoktur.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçelerine uygun olarak kamu görevlilerinin sağlık ve sosyal güvenlik haklarının ayrı olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Aksi taktirde kanun yine Anayasa Mahkemesi’nden dönecektir.

Konfederasyonumuz, konunun diğer muhataplarıyla birlikte alt komisyon toplantılarına katılmış, bu görüşlerini yazılı ve sözlü olarak alt komisyon başkanlığına iletmiştir.

Şimdi ise kanunda yapılması planlanan değişiklikleri içeren kanun tasarısı meclis komisyonuna gelmiş bulunmaktadır. Ancak metinde, sosyal tarafların hiçbir talebinin alt komisyonda dikkate alınmamış ve 5510 sayılı kanunun özü aynen korunmuştur.

Gerek kanunun geneli, gerekse kanunda yapılması planlanan değişikliklerle ilgili olarak görüşlerimizi paylaşmak, önerilerimizi sunmak ve toplumsal bir mutabakat sağlamak amacıyla Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan randevu talep ettik. Bugüne kadar pek çok konuda bir çok sivil toplum kuruluşu ile görüşen başbakan ne hikmetse Türkiye Kamu-Sen’e ve memur sorunlarına karşı duyarsız kalmakta ve bizlerle görüşmekten kaçınmaktadır.

Oysa Türkiye Kamu-Sen olarak bizler, sosyal güvenlik konusunda AKP’yi uyarmak ve yaptığı yanlıştan dönmesini sağlamak istiyoruz. Bu haliyle kanunun yine Anayasa Mahkemesi’nden döneceğini ilk ağızdan söylemek istiyoruz.

Bizler buradan kendisini bir kez daha uyarıyoruz. Toplumun taleplerine kulak tıkamaya devam edildiği taktirde bu kanun yine Anayasa Mahkemesi’nden dönecek, “sosyal güvenlik reformu” “sosyal güvenlik fiyaskosu”na dönüşecektir.

Değerli basın mensupları;

Ülkemizde gelir dağılımında büyük bir adaletsizlik bulunmaktadır.Özellikle kamu çalışanları arasındaki ücret adaletsizliği her geçen gün artmaktadır. İsmi adalet ile başlayan partinin iktidarı döneminde ise bu adaletsizlik daha da artmıştır. Kamuda bazı kurumlara ve unvanlara verilen ek ödeme sistemi bu parti döneminde içinden çıkılamaz bir hal almıştır. Bunun yanında ek ödeme ve tazminatların tüm kamu kurumlarını ve çalışanlarını kapsamaması nedeniyle ortaya büyük bir adaletsizlik çıkmaktadır.

Bu adaletsizliğin en önemlilerinden bir tanesi de 631 sayılı KHK gereğince, 2002 yılında bazı unvan ve kadrolara ödenmeye başlayan görev tazminatlarıdır.Bu yoğun gündem içine karıştırılıp oldu bittiye getirilen bir başka kararla da memurlara görev tazminatı verilmesini öngören 631 sayılı KHK yürürlükten kaldırılmıştır.

Hatırlanacağı gibi 2001 yılında; 4639 Sayılı Kanunun Bakanlar Kuruluna tanıdığı yetkiye istinaden, kamu görevlilerine, görev tazminatı adı altında ek ödeme verilmesi öngörülmüştür. Bu amaçla da 631 sayılı KHK çıkarılmıştır. O dönemde yalnızca belli derecelerdeki kamu çalışanlarına yapılan bu ödemenin, zaman içinde tüm kamu çalışanlarına yaygınlaştırılması kararlaştırılmıştır. 631 Sayılı KHK gereği, daire başkanının altındaki kadrolara da görev tazminatlarının yaygınlaştırılması gerekmektedir.

Zaten kararnamenin 11. maddesi, kamu görevinde 5 hizmet yılını dolduran çalışanların bu tazminattan faydalanacağını hükme bağlamıştır.Türkiye Kamu-Sen olarak, toplu görüşmelerde bu konuyu defalarca gündeme getirmemize rağmen, her seferinde bütçe imkansızlıkları gerekçesiyle, talebimiz reddedilmiştir. En son olarak Danıştay’ın verdiği karar da, görev tazminatlarının tüm çalışanlara ödenmesi yolunda olmuştur. Bu da Türkiye Kamu-Sen’in talebinin hukuka uygunluğunu ne denli haklı olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Ancak siyasi irade bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da hukuku ve adaleti hiçe sayan bir uygulamaya imza atmış ve ilgili Kanun Hükmünde Kararnameyi yürürlükten kaldırmıştır.

Yani adaletsizliği çözmek yerine, kalıcı hale getirmiştir. Oysa sorunun çözümü KHK’yi yürürlükten kaldırmak değil görev tazminatlarını tüm memurlara yaygınlaştırmaktır. Ama AKP, yine kolaycılığı seçmiştir. Yapılan bu uygulama ilk değildir, ne yazık ki son da olmayacaktır. Daha önce de memurlara yapılan kira yardımı da çok düşük olduğu gerekçesiyle kaldırılmıştı.

Kamuda ücret adaletini sağlamak üzere yapıldığı iddia edilen bu uygulama aslında adaletsizliği kalıcı hale getirmiştir. Siyasi irade kanunları uygulamak yerine uygulamak istemediği kanunları kaldırmaktadır.

Kamuda büyük bir ücret adaletsizliği bulunmaktadır.

AKP hükümeti aldığı kararlarla bu adaletsizliği daha da derinleştirmektedir.

Konfederasyonumuz, bu adaletsizliği ortaya koyarak, çözülmesi için öneriler getirmiştir.

Kamu çalışanları, 631 sayılı KHK’nın tüm çalışanlara uygulanmasını istemiştir.

Ama AKP hükümeti, tüm diyalog yollarına kulağını tıkamış durumdadır.

Sivil toplumun taleplerini dikkate almamaktadır.

Üst düzey unvanlar için gündeme gelmeyen bütçe imkansızlıkları, daha alt derecelerde çalışanlar için söz konusu olmaktadır.

AKP, toplumu da yargıyı da hiçe saymaktadır.

5 yıldır kamu görevlilerini ve milletimizi adaletsizliğe mahkum eden hükümetin, bu durumu düzeltmek için herhangi bir çaba göstermemesi ve aksine uygulamalarla bu adaletsizliği körüklemesi son derece düşündürücüdür.

AKP iktidarı bizleri gerginliğe ve sokağa davet etmektedir. bu konuda siyasi iradeye 15 Ocak’ta gerçekleştirdiğimiz işe 1 saat geç geleme eylemini hatırlatır, bizleri bu yönde hareket etmeye zorlamamasını tavsiye ederiz.




Foto Galeri

Toplam fotoğraf sayısı: 1