Geri

SİVİL SAVUNMA GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

28 Şubat 2008, Perşembe | 12:06

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL SEKRETERİ VE TÜRK BÜRO-SEN GENEL BAŞKANI FAHRETTİN YOKUŞ’UN SİVİL SAVUNMA GÜNÜ DOLAYISIYLA 28.02.2008 TARİHLİ BASIN BİLDİRİSİDİR

Sivil savunma Günü her yıl olduğu gibi bugünde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Ülkemizin coğrafi ve jeopolitik konumu itibariyle sürekli depremler ve çeşitli doğal afetler yaşıyor olması, sivil savunma hizmetlerinin önemini bizler için daha da arttırıyor. Ancak, ne yazık ki insan hayatını ilgilendiren böylesi önemli bir konuda faaliyet gösteren kuruluşlar yeterince desteklenmiyor.

Öncelikli olarak, 7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu ile 4373 ve 4623 sayılı Kanun Hükmünde kararnamelere göre faaliyette bulunan, İçişleri Bakanlığına bağlı Sivil Savunma ve Arama Kurtarma Birliklerinde çalışan Arama Kurtarma Teknisyenlerine yönelik çalışmalar yapmak gerekiyor. Ne yazık ki bu personele bugün hak ettiği önemi veremiyoruz. Deprem anında kendi hayatını hiçe sayarak insanların imdadına koşan ve çok sayıda cankurtaran Sivil Savunma Arama Kurtarma ekiplerine çoğu zaman kendi görevleriyle ilgisi olmayan bir çok iş yaptırılıyor.

Bildiğiniz üzere ülkemizin yüzde 92’si deprem kuşağında bulunuyor. Dolayısıyla deprem olayına her zaman hazırlıklı olmamız da gerekiyor. En son 17 Ağustos 1999 tarihinde acı bir felaket yaşadık. Fakat aradan geçen 7 yılı aşkın bir sürenin ardından pek de ders aldığımızı söyleyemeyiz. Bugün ülkemizde depremden korunmak için milyarlarca YTL’ye varan harcamalar yapılıyor. Ama bu hayat kurtarıcılarına ise sadece 800 - 900 YTL arası maaş veriliyor ve onları en düşük ücret alan memurlar arasında bırakıyoruz. Hiçbir yetkili “Bu insanlar hayat kurtarıyor, can kurtarıyor, kendi hayatlarını ortaya koyuyorlar” demiyor ve ekonomik durumlarını iyileştirmek için adım atmıyor.

Sivil Savunma Arama Kurtarma Birlik ve Ekip Personeli, Sivil Savunma Uzmanı, Sağlık memuru, Şoförü ve diğer personel ile bir bütün olarak arama ve kurtarma hizmeti vermektedir. Bu arkadaşlarımız, Depremlerde, NBC gazlardan bölge arındırmalarında, sel baskınlarında, çığ düşmelerinde, toprak kaymalarında, büyük yangınlarda, trafik kazalarında, su da boğulmalarda, insan ve hayvan kayıplarının önlenmesi için her türlü afetlerde, hızır gibi yetişen, yurt içinde ve yurt dışında Ülkemizi başarıyla temsil eden, Ülkemizin olmazsa olmazlarıdır.

Ama ne yazık ki, bu görevleri yapan çalışanların “Çalışma Usul ve Esaslarını Belirleyen bir yönetmelikleri” bile yok. Yönetmelikleri olmayınca, Görev tanımları da olmuyor. Görev Tanımları olmayınca da, görevleri olmadığı halde her türlü hizmet bu personele yaptırılıyor. İşin daha vahim bir boyutu ise, eğitimi ve kadro-pozisyonu olmadığı halde, dalgıçlık ve dağcılık bile yaptırılıyor.

Bir memur düşünün. Sabah mesaisine gelmiş, ne zaman mesaisi bitecek bilmiyor. Afet haberini alıyor koşuyor, Kayıp ihbarı geliyor koşuyor, Deprem haberini alıyor koşuyor. “Hafta sonu” demiyor, “gecenin 3’ü” demiyor, “mesai ücreti almıyorum” demiyor ve koşuyor. Bir yandan da afet bölgesinde baş gösteren bulaşıcı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor…

Yaşadıkları maddi manevi bütün sıkıntılara rağmen, görevlerini başarıyla yürüten sivil savunma personelinin, daha huzurlu ve verimli çalışabilmelerini sağlamak amacıyla özlük haklarında iyileştirme yapılması için 6 yıldır başvurmadığımız yetkili kalmadı. Göstermelik kutlamalar ve bu kutlamalar esnasında verilen boş vaatler sivil savunma çalışanın karnını doyurmuyor.

Sivil Savunma Genel Müdürlüğü dahil, 20 bin civarında mevcudu olan diğer hizmet sınıflarındaki İçişleri Bakanlığı çalışanlarının özlük haklarında iyileştirme yapılmaması nedeniyle çalışma şevk ve heyecanı giderek kaybolurken, aidiyet bilincinin yok olması da psikolojik rahatsızlıklara yol açmaktadır. Maaşı dışında herhangi bir ek ücreti olmayan, bu nedenle kadrolarının yaklaşık olarak yarısı (merkez ve taşra) boş bulunan, mevcut olanı da başka kurumlara geçmek için fırsat kollayan İçişleri çalışanlarının mağduriyeti telafi edilmediği sürece bu yara kanamaya devam edecektir. Kaybeden, kaybedecek bir şeyleri olmayan genel idare çalışanları değil, bütün olarak İçişleri Bakanlığı kurumu olacaktır.

Bakanlık üst yönetimi olan mülki idare, sadece kendi haklarıyla ilgilenmekte olup, birlikte çalıştığı İçişleri Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatında görevli Teknik Hizmetler, Genel İdare, Sağlık ve Yardımcı Hizmetler Sınıflarında çalışanlarının özlük haklarına ise ne yazık ki kayıtsız kalmaktadır.

AKP, Hükümeti iktidara geldiğinden buyana çeşitli kanunlara konulan ek maddelerle, torba kanunlarla, Bakanlar Kurulu Kararlarıyla bazı kamu kurum ve kuruluş çalışanlarının ücretlerinde ek iyileştirmeler yaptı. Ama sıra İçişleri Bakanlığı çalışanlarına gelince “Personel Rejimi” veya Bütçe Dengelerinin bozulmasından dem vuruldu. Çalışanlar arasında sınıf ayrımcılığı yapıldı.

Personel Rejimi sadece İçişleri bakanlığı çalışanlarını mı ilgilendiriyor? 20 bin İçişleri Bakanlığı çalışanı mı Bütçe Dengelerini alt-üst ediyor?

Bu nedenle de Türk Büro-Sen olarak, Hükümetten ve Sayın Bakandan beklediğimiz,

—İçişleri Bakanlığı çalışanlarının özlük haklarında, biran önce iyileştirme yapılması.

— Arama ve Kurtarma Birliklerinde görev yapan personele “Risk Tazminatının” verilmesi,

—Yapmış oldukları görevin risk içermesi ve ağır olması nedeniyle, Arama Kurtarma Birlik ve Ekip çalışanlarının Fiili Hizmet tazminatından faydalandırılmaları

—Arama ve Kurtarma Birliklerin genelde şehir merkezlerine uzak olmaları nedeniyle ulaşım ve yemek ihtiyaçlarının kurum tarafından karşılanması.

—Görev tanımlarının yapılacağı yönetmeliğin hazırlanıp en kısa zamanda yürürlüğe konulması, öncelikli taleplerimizdir.

Ancak İçişleri çalışanı biliyor ki; bu adaletsizliği giderecek adres, AKP Hükümeti ve İçişleri Bakanı Sayın, Beşir ATALAY’dır. Yukarıdaki taleplerimizi bir kere daha yetkililere buradan duyuruyor, bu vesile ile bütün Sivil Savunmacıların Sivil Savunma gününü kutluyoruz.